''İsLaM DaVeTçİ...'s profileHak geldi batıl zail old...PhotosBlogListsMore Tools Help

Hak geldi batıl zail oldu.sadakallahülazim.

...YA İBRAHİM OL KURBAN ET KALBİNDEKİ İSMAİLLERİ O KABENİN RABBİNE,YADA İSMAİL OL TESLİMİYYET GÖSTER RABBİNİN EMRİNE,KURBAN VESİLE OLSUN ATEŞTEN EMİNLİĞİNE...

Custom HTML

''İsLaM DaVeTçİsİ'' .

Occupation
Location
Interests
ben aciz bir biçareyim, hayat verenin kuluyum,acizim rabbim sen bu kulunuda afeyle...

Akıl, akıl olsaydı ismi gönül olurdu;
Gönül gönlü bulsaydı bozkırlar gül olurdu.

"Ilerlediginiz yolda hic bir zorlukla karsilasmiyorsaniz,bilinki o yol asla sizi dogruya ulastirmaz...!"

Video

kitab okumazmısınız

Custom HTML

MP3 FORMATLI KURAN'I KERİM MEALİ DİNLEMEK İÇİN İNDİREBİLİRSİNİZ
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
More...
karışık sohbetler

Custom HTML

 

Custom HTML

 
Photo 1 of 36

Custom HTML

 

Custom HTML

 
May 19

EY SANAL ALEM,SENKİ SANALSIN,SENKİ NİCE TEFRİKA'İ ALEMİN UYUYAN CANAVARISIN,BENKİ İBRAHİM OLDUM!!VE SENİ KURBAN ETTİM...

                                                         

Hak geldi batıl zail oldu.sadakallahülazim.

...YA İBRAHİM OL KURBAN ET KALBİNDEKİ İSMAİLLERİ O KABENİN RABBİNE,YADA İSMAİL OL TESLİMİYYET GÖSTER RABBİNİN EMRİNE,KURBAN VESİLE OLSUN ATEŞTEN EMİNLİĞİNE...
'Ama biz tenhalaşmıyoruz ki ' dedi genç kız gözlerini yere indirirken....!!





Biz sadece sohbet ediyoruz..... Konuşuyoruz güncel mevzulardan, yazıdan ve kelimeden, gidişattan... zaman zaman havadan ve sudan… bazen derinlemesine, bazen öylesine… ama saatlerce....

Tenhalaşmıyoruz dedi genç kız ısrarla...





Oysa neydi tenhalaşmak; kötü karakteri şeytan olan üç kişilik bir film seti… Ya da iki kişinin şeytana yol haritası çizdiği bir yarışın en önde seyreden otomobili…




Bir yalnızın iki olabilmek adına nefsinde verdiği "kalbim temiz" brifingleri. .. kimine göre bir kapıyı kapatmak kadar basit bir eylem... kimine göre tüm kapalı kapıların üstüne kilitlendiği yarı karanlık bir sofa...



Bazen bir kadın ve bir erkeğin diğer tüm beşerin soluk alıp vermesi kadar çok bahaneyi “doğru düşünce ve prensip” duvarlarına vurması, çarpması, kırması ama yok edememesi…



Bazen de “biz iki olgun insanız, biliriz kendimizi” diyerek çiftlerin dağların zirvesinde, ya da ormanın gölgesinde, yahut ırmağın akışında, tenha adına en tenha neresi varsa orada bile tenhalaşamaması…yani yok edememesi o kesin hadis-i şerifi… sorumluluğunu buharlaştıramaması… o sorumluluk ki kadın ve erkeği saçından yada eteğinden kavrayıp kalabalıkların içine çekmeye muktedirdir…



Ama biz tenhalaşmıyoruz dedi kız üstüne basa basa…





Oysa ona göre sadece bir odada yalnız bırakılmışlık haliydi tenhalaşmak… bir bay-bir bayan; masa, koltuk ve sehpa, duvar, halı ve pencere…vs… oysa yaşanan neydi; bir bay-bir bayan; ekran, kablo ve teller, kodlar, 01 ler, adresler…vs…



Bu açıdan bakmayı sevmedi genç kız “seslerimizi duymuyoruz mesela” dedi … oysa ses, havanın ses tellerini titretmesi ve dilin beyinden aldığı emirle o çıkan tınılara hükmetmesi demekti; ya dilim elime inip, parmaklarıma yürürse... mesela tuşların her biri ses teli hükmüne geçip, parmaklar dil gibi ona hükmediyorsa… öyle ya dile hükmeden akıl, parmağı başıboş bırakmaz değil mi?



Ama bakışlar yok dedi kız... gözler, anlamın ruhtan süzülerek ışıldadığı tek yerdir dedi... "kaş ve göz yok!"dedi … oysa bakış; bir anlık iletinin yanıp sönen sarı lambasından sadece birkaç “an” daha fazla yaklaştırır günaha… camların önünde sevdiğinin bir bakışını yakalamak isteyen insanın duyduğu iştiyakın belki yüzde kaçını, muhabbet ve ünsiyet kurduğu bir kişinin “oturum açıldı” panosunu görünce de hissedebilir insan dediğin… söz bakıştan daha tehlikelidir bazen... aşık olduğu kişinin gözlerine yanıp yakılan bir insan iş muhabbete gelince dumura uğrar bazen.. yine ve daha fazla sözleri kalbi güneş gibi saran bir insanın gözlerini görmez olur aşık…yani söz o bedenin gözü, saçı, eli, ayağı oluveririr…



Ama harama giden bir ayak, harama uzanan bir el yok ki dedi kız; oysa bazen tüm küçük adımları koca bir adıma sığdırıp tek adımda bulaşırız günaha… ve elin tek bir hareketi ve bazen masum bir “tık” sesi ; bazen o kadar da masum ve yalın olmayabilir… illa günah sıcak ve akıcı mıdır…seni alıkoyan her günah ister millerce uzağında olsun, ister ışık hızı yakınında olsun senin ceza sebebindir…


Bir başka mütedeyyin bey ben eşimi aldatmam ki dedi özelindeki 12. bayanla konuşurken… biz nitelikli sohbet ediyoruz... sözüm ona beyin fırtınaları estirmektedirler… içeride yan odada çocuklarına laf anlatmaya çalışan hanımsa kendisine ne zaman sıra gelecek diye bekler durur… beklesin bey irşad etmektedir, cihad yazıları yazmaktadır…



Normal yaşantısında tek bir beyle bile kişisel muhabbete girmeyen dindar bayanların adres defterinde onlarca bey ve bilgisayar başında geçen onlarca saat… “kendin”leştirirsin yazıyı ve imgeleri.. komiksindir… cazipsindir… denksindir.. ama çoğu kez Allah’a yalan söylersin… ben sadece din adına yazıyorum, öğrenip-öğretiyorum dersin… "kardeş" dersin ama bunun şimdilik olduğunu bilirsin…



Velhasıl; insan gittiği her yeri kendileştirir… sanalı da, hayali de… içindeki isyankar yanına bir rumuz takar, isyan eder sinirlendiği konu başlıklarına… içindeki saldırgan yanına bir isim takar sevmediği şahıslara saldırır… kalbine hapsettiği aşık yanına bir isim takar ve site site maşukunu arar… bazen gününde değildir mütevazı takılır… ama asla ve asla kendi ismini kullanmaz.. kendi ismi mütevazi olamayacak kadar dik, saldırgan olamayacak kadar asildir…



Aman canım sanal ortamdayız dedi kız son koz olarak… unutmayalım ki; tüm yaratılmışların ve tüm buudların, bildiğimiz-bilmediğimiz tüm alemlerin ve dahi sanal alemin ilahı yine Allah (CC) tır. Ve şeytan kendini götürdüğün her yerde ya eline ya parmağına musallat olmaya devam edecektir…



Ve son söz kendimedir.
Umarım(ey biçare)sen eriyip tükenmezden evvel sahip olduğun tüm plastikler eriyip kaybolur... ve sen bulduğun tek kömür parçasıyla ağaç kabuklarına yazı yazmaya mahkum edilirsin….

 
 
vesselamüaleyküm
 
 
O erler ki, gönül fezasındalar,
Toprakta sürünme ezasındalar.
Yıldızları tesbih tesbih çeker de,
Namazda arka saf hizasındalar.
İçine nefs sızan ibadetlerin,
Birbiri ardınca kazasındalar.
Günü her dem dolup her dem başlayan,
Ezel senedinin imzasındalar.
Bir ân yabancıya kaysa gözleri,
Bir ömür gözyaşı cezasındalar.
Her rengi silici aşk ötesi renk;
O rengin kavuran beyzasındalar.
Ne cennet tasası ve ne cehennem;
Sadece Allah'ın rızasındalar...
 
April 22

CAİZMİİİ!!??

Mutlaka okumalısınız!!!
 
 
 

http://byfiles.storage.live.com/y1pttqexxVKYDR_esch9Uoo7I0uhd68KD4SUgBipHLAelMwaEiY2O48PIFfU92pWkcqbALKqgtJHlI
internet msn ortamında karşıt cinsten tanıdık,
mesela okuldan bir arkadasla,veya yabancı biriyle,
arkadaşlık dairesi içinde, chat yapmak veya mesajlaşmak,
veyahutta sohbet sayfalarında yazışmak,
hal hatır sormak haberlesmek caiz mi??



bu probleme bir açıklık getirmek gerekir ve cevabımız şudur;

Bir müslümanın başka Müslüman kardeşleriyle ister karşılıklı isterse sanal ortamda olsun konuşup dertleşmesi güzel bir şeydir. Ancak bu aynı cins olanlar içindir. Bir erkeğin bir kadınla konuşması ise bazı yönlerden dikkat etmeyi gerektirir.

Örneğin aşk, sevgi, gıybet, yalan ve şehevi hisleri uyandıran şeylerden olursa bu kesinlikle doğru değildir. Bu konuda kişinin evli veya bekar olması fark etmez. Evli birinin günahı ise daha fazla olur.

Fakat dini konularda Allah’ı, ölümü, ahireti ve dini duygu ve düşünceleri hatırlatan konuşmalar olursa elbette bunlar yasak olmadığı gibi sevabı da vardır. Ölçünüz bu olmalıdır. Bu ölçülerle hareket ettiğiniz zaman günaha girmeyeceğinizi ve kendinizi koruyacağınızı söyleyebiliriz. Ayrıca yaptığınız işi bir de vicdanınıza sormanızı tavsiye ederiz. Vicdanınız rahat değilse o işten vazgeçiniz.

İleride evlenecek iki çiftin, sadece yanlarında akrabalarından birer kişi bulunmak şartıyla bir yerde oturup yalnız konuşmaları caizdir, hatta sünnettir. Fakat flört tarzı ilişkilerde kadın ve erkeğin yanlarında akrabaları bulunsa bile konuşmaları caiz değildir. Dinimiz zinayı yasakladığı ve haram saydığı gibi zinaya götüren yolları da tıkamış ve haram saymıştır.
cehennem kütüğü olmayalın inş.
Aynı şekilde de internetten tanışılan birisi ile istediğiniz gibi havadan sudan konuşmak ve chatleşmek caiz değildir. şayet ona islamiyeti anlatıp sevdirmeye çalışsanız o başka meseledir. Yoksa başka tarzda konuşup sohbet etmek insanı yanlış neticelere götüreceğinden caiz görülmemektedir.
Ayrıca Sağlam ailelerin ve aile bağlarının kurulabilmesi ve tesis edilebilmesi için, evliliğin sağlam temellere dayandırılması gerekir. Bu nedenle, İslamiyet görücü usulü teşvik etmekle beraber, adayların birbirleriyle görüşmesini de esas kabul etmiştir.

fakat helal dairesinden ayrılmamak müslümanın vazgeçilmez unsuru olmalıdır..

Buradan yola çıkarak diyebiliriz ki, birbirlerini hiç tanımayan ve ailece de tanışmayan iki kişinin internette birbirlerine verdikleri ifadelere güvenip de evlilik gibi ciddi bir işe yeltenmemeleri gerekir. Çünkü, bu şekilde ki bir tanışma hüsran ile sonuçlanabilir. Bizim kanaatimiz sizin veya herhangi bir insanın böyle bir yöntemle evliliği seçmemesidir.

yine buradan yola çıkarak şunuda eklemekte yarar var sanırım.. bir erkek bir bayan zaruret olmaksızın yüz yüze olmasa dahi ister msn ister sohbet sayfalarında istediği gibi konuşamaz bu mevzuda islam gereken cevabı vermiştir ateşle barut sizce nekadar yan yana durabilir????



ve son olarak şunu eklemekte yarar görüyoruz ve diyoruz ki:
ey iman nuru ile haşr olan mümin ve müminat,
müslüm ve müslümat ''''efela ta'gilun''' aklınızı kullanmıyormusunuz:. buyuruyor ALLAH (c,c)

evet hakikat ruhu ile hareket edip..


sığındım zatı hakka gel gidelim,
biz hakkı hak, batılıda batıl bilelim. İNŞ.



selam hakka tabi olan kulların üzerine olsun
esselamüala menittebeal hüda..

Elbet bitireceksin birgün hayat mürekkebini,
Nerede harcadın ömür sermayasini,
Bırak yazan yazsın çizen çizsin!
seni rabbin bilsin...


April 19

SADECE SORUYORUM???

sordum sanalda gezinen bacıma??
gerekli gereksiz dolaşan erkek kardeşime??
aldığım cevap şu!!
islami bilgiler paylaşıyoruz nevarki bunda??
senn!! eyy bacım senn!!
eyy yavrusundan ve ailesinden
ve özellikle iffet taşıyan kendisinden
sorumlu bacımmm!!
ne işin var sanalda??
ne işin var chat sayfalarından??
sen evinde annenle babanla
eşinle yavrunla islamı paylaşıyormusunkide
sanalda islami bilgiler paylaşıyorsun??
reel hayat bittide sanalmı kaldı??
git evine bir tencere çorba kaynat
yavrunla eşine,annenle babana içir,
sonra vaktin kalırsa git üstüne
farz olan ibadetlerini namaz gibi
ibadetlerini yerine getir!!
yinede vaktin kalırsa!!
ve ilmine güveniyorsan git reelde
biçok cahil kardeşlerimiz var
onları bilinçlendir!!
ne o bana çokmu kızdınız??
hiç kızmaca darılmaca olmasın kardeşim!!
bunlar acı ama gerçek olanlar!!
şöyle bir silkelenin!! kendinize gelinn!!
sen eyy ayşe!! sen eyy fatımaa!
hala nediye oyunda oynaştasın!!
sende fatihler doğuracak yaştasınn!!
en hayırlı ibadet kendine ve ailesine faydalı olandır!!
şimdi siz erkek kardeşlerime geleyim!!
sen eyy ahmett!! eyy mehmett!!
sen nediye namahremin peşindesin??
islammı öğretmek istiyosun??
git eşine öğrett!!git yavruna öğrett!!
git annene öğrett!! git babana öğrett!!
neymiş efendim islami bilgiler paylaşıyoruz!!
yahu ALLAH aşkına islami bilgileri
bu güne kadar paylaşa paylaşa
bi haller oldu bizee!!
islami bilgiler paylaşmaktan öte geçmedii!!!
yahu islam yaşanmak için gelmedimii??
sen islamı yaşıyormusun kide
birileriyle paylaşacaksın,maden içinde
islam ilmi kaynıyor!!
git kardeşim reel de olanlara aktar!!
kendi cinsinden olana aktar!!
onlarda mahremlerine aktarsınlar!!
islamın ruhu budur!!
kimki bu ruh ile ruhlanmazsa!!
o cansız bir iskelettir!!
o imanki ilahi cevheri ne büyüktür!!
imansız olan paslı yürek sinede yüktür!!

buraya yazdıklarım meclisten dışarıdır,
böyle davrananlara hitaftır!!
vesselam...
April 11

EYY DÜNYA!!EYY FANİİ!!

EY DÜNYA!!
sen bir gemi bense bir kaptan.
götürüyorum gittiğim yere,
hem sevaptan hem günahtan.
iş işten geçmiş fakat vesile olan şu şeytan!!
eyy insan oğlu durr korkmuyormusun ALLAH'tan!!
 
 
 

Her gönül bir sevgiliye müştaktır aslında,

Ne var ki,kıblesi yanlıştır.

 

Bulduğunu sandığı şey,gerçekte aradığı değildir.

Kimisi bir gözleri ahuya zebun,

Kimisi bir gül yüzlü güzele meftun,

Kimisi de ceylan bakışıyla mecnundur.

 

Bazısı dünyanın alayişine kanmış,

Bazısı mala mülke aldanmış,

Bazısı da hayal alemini gerçek sanmıştır.

Oysa her birisi,

“bir tek sevgili”

Tarafından sınanmıştır.

 

Aşkı oku dediler,

elif baya düştük biz,

çölde idik nihayet bir vahaya düştük biz,

bunca tefrikayı alem içinde,

güya aşkı vehmettik,

bin sevdanın peşinden bir sevdaya düştük biz,

elif dedik!!lakin vav ol dediler,

vav olmaya çalışırken elifide kaybettik biz!!

 

not elif;doğruluk demek,

vav ise ;edep ve tevazudur,

 

vesselamüaleyküm... 

 

Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes!
Ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es!..

BİSMİLLAH HER HAYRIN BAŞIDIR

BİSMİLLAH HER HAYRIN BAŞIDIR

 


 

 

Birinci Söz Besmelei şerif

BİSMİLLÂH her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. Bil, ey nefsim, şu mübarek kelime, İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudâtın lisan-ı hâl ile vird-i zebânıdır. Bismillâh ne büyük, tükenmez bir kuvvet, ne çok, bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsîlî hikâyeciğe bak, dinle.

Image and video hosting by TinyPic

Şöyle ki:
bedevî Arap çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabile reisinin ismini alsın ve himayesine girsin—tâ şakîlerin şerrinden kurtulup hâcâtını tedarik edebilsin. Yoksa, tek başıyla, hadsiz düşman ve ihtiyacatına karşı perişan olacaktır. İşte, böyle bir seyahat için, iki adam sahrâya çıkıp gidiyorlar. Onlardan birisi mütevazi idi, diğeri mağrur. mütevazii, bir reisin ismini aldı; mağrur almadı. Alanı her yerde selâmetle gezdi. Bir kàtıu’t-tarîke rast gelse, der: “Ben filân reisin ismiyle gezerim.” Şakî def olur gider, ilişemez. Bir çadıra girse o nam ile hürmet görür. Öteki mağrur, bütün seyahatinde öyle belâlar çeker ki, tarif edilmez. Daima titrer, daima dilencilik ederdi. Hem zelil, hem rezil oldu.

Image and video hosting by TinyPic
İşte, ey mağrur nefsim, sen o seyyahsın. Şu dünya ise bir çöldür. aczin, fakrın hadsizdir. Düşmanın, hâcâtın nihayetsizdir. Madem öyledir; şu sahrânın Mâlik-i Ebedî ve Hâkim-i Ezelîsinin ismini al. Ta bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisâtın karşısında titremeden kurtulasın.
Image and video hosting by TinyPic
Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki, senin nihayetsiz aczin ve fakrın, seni nihayetsizkudrete, rahmete raptedip Kadîr-i Rahîmin dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçi yapar. Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki, askere kaydolur, devlet namına hareket eder, hiçbir kimseden pervâsı kalmaz. Kanun namına, devlet namına der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır.

Başta demiştik: Bütün mevcudatlisan-ı hâl ile “Bismillâh” der. Öyle mi?
Image and video hosting by TinyPic
Evet. Nasıl ki, görsen, bir tek adam geldi, bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevk etti ve cebren işlerde çalıştırdı. yakînen bilirsin, o adam kendi namıyla, kendi kuvvetiyle hareket etmiyor. Belki o bir askerdir, devlet namına hareket eder, bir padişah kuvvetine istinad eder.
Öyle de, herşey Cenâb-ı Hakkın namına hareket eder ki, zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler, başlarında koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar. Demek herbir ağaç “Bismillâh” der; hazine-i rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor, bizlere tablacılık ediyor.

Herbir bostan “Bismillâh” der, matbaha-i kudretten bir kazan olur ki, çeşit çeşit pek çok muhtelifleziztaamlar, içinde beraber pişiriliyor.
Image and video hosting by TinyPic
Herbir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar “Bismillâh” der, rahmetfeyzinden birer süt çeşmesi olur. Bizlere Rezzaknamına en latîf, en nazif, âb ı hayat gibi bir gıdayı takdim ediyorlar.

Herbir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları “Bismillâh” der, sert taş ve toprağı deler, geçer. “ALLAH namına, Rahmânnamına” der; herşey ona muhassar olur.
Image and video hosting by TinyPic
Evet, havada dalların intişarı ve meyve vermesi gibi, o sert taş ve topraktaki köklerin kemâl-i suhuletleintişar etmesi ve yeraltında yemiş vermesi, hem şiddet-i hararete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması, tabiiyyunun ağzına şiddetle tokat vuruyor, kör olası gözüne parmağını sokuyor ve diyor ki: En güvendiğin salâbet ve hararet dahi emir tahtında hareket ediyorlar ki, o ipek gibi yumuşak damarlar, birer Asâ-yı Mûsâ (a.s.) gibi
فَقُلْناَ اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَ emrine imtisal ederek taşları şak eder. Ve o sigara kâğıdı gibi ince, nâzenin yapraklar, birer âzâ-yı İbrahim (a.s.) gibi, ateş saçan hararete karşı يَا نَارُ كُونِى بَرْداً وَسَلاَماً âyetini okuyorlar.

Image and video hosting by TinyPic
Madem herşey mânen “Bismillâh” der; ALLAH namına, ALLAH’ın nimetlerini getirip bizlere veriyorlar. Biz dahi “Bismillâh” demeliyiz. ALLAH namına vermeliyiz, ALLAH namına almalıyız. Öyle ise, ALLAH namına vermeyen gafil insanlardan almamalıyız.
Image and video hosting by TinyPic
SUAL: tablacı hükmünde olan insanlara bir fiyat veriyoruz. Acaba asıl mal sahibi olan ALLAH ne fiyat istiyor?

ELCEVAP: Evet, o mün’im-i Hakikî, bizden o kıymettar nimetlere, mallara bedel istediği fiyat ise üç şeydir: Biri zikir, biri şükür, biri fikirdir.

Başta “Bismillâh” zikirdir. Âhirde “elhamdü lillâh” şükürdür. Ortada, bu kıymettarharika-i san’at olan nimetler Ehad, Samed’in mucize-i kudreti ve hediye i rahmeti olduğunu düşünmek ve derk etmekfikirdir.

Image and video hosting by TinyPic

Bir padişahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de, zahirîmün’imleri medih ve muhabbet edip mün’im-i Hakikîyi unutmak, ondan bin derece daha belâhettir.

Ey nefis! Böyle ebleh olmamak istersen, ALLAH namına ver, ALLAH namına al, ALLAH namına başla, ALLAH namına işle, vesselâm.

Image and video hosting by TinyPic
İnsanların çoğu kıymetli değerli taşlar gibidir. Bütün güzelliklerinin ve parlaklıklarının meydana çıkması için
daha iyi insanlarla bir araya gelip cilalanmaları gerekir. (
 
&



GENÇLİĞE HİTABE...

GENÇLİĞE HİTABE...

 

 

 

Image and video hosting by TinyPic 

Seni de vururlar bir gün ey acı
Uçuşup durduğun kanatlarından
Sazın sözün türkülerin tükenir
Ellerin koynunda kalakalırsın

Şakaklarına kar yağıyor bilesin ey acı
Gül açan yüzlerimizde
Göğeriyor rengin senin de

Biz seni
Tâ eskilerden tanırız
Hani göğüslerimize taş olur inerdin
Avuçlarımızda hira dağıydın

Al atların tan yerine ayarlanmış yelelerinde
Akdeniz rüzgarlarına karışan sendin

Biliyorum
Hiçbir tarih yazmayacak
Ve bir sır gibi kalacak yakılan kitaplarda
Göbek bağı anasından henüz çözülmemiş bebelerimize
Mitralyözlerin washingtondan ayarlandığını

Seni de yakarlar bir gün ey acı
Bir taptuk kul gözlerinden vurursa
Parmakların eğri ağaç tutamaz
Çığlıkların çağlar aşar duymazsın

Ve ben biliyorum
Örümceği, mağarayı, güvercini, asâyı

Ve İbrahimin baltasını
Ben biliyorum

Nereden başladı bu kesik dans
Ve bu dansa karşı afyonlanmış hecin yüzlü
İnsanlar kim?

Kim kimin yanında
Kim kimin karşısında

Meclis kürsüsünden konuşan bu adam kim

Üsküdar kız lisesinde okuyan genç kız
Çantasında kimin fotoğrafını taşıyor

Kadıköy vapurunda sigara tüttüren delikanlılar
Neden gülüyorlar ki

Seni de vururlar bir gün ey acı
Filistinde sapan taşlı çocuklar
Dalın, kolun, fidelerin, budanır
Kuru bir kütükle kalakalırsın

Öyle bakmayın balkonlarınızdan
Fırat nehri ayrılık çıbanına tutuldu,
Damarlarımızı yırtıyor
Tuna nehri, onulmaz boşnak sızıları
Pompalıyor yüreğime

Pilevne türküleri ağıtlara dönüşürken,
Çeçenyada yiğitler
İnancın, emeğin ve aşkın
Kılcal damarlarına ulanıp sustular...
Ve ne Bağdattan
Ne Şamdan
Ne Mekkeden
Ne Diyarıbekirden
Ne istanbuldan
Ne Buharadan
Bunca telefon direğine rağmen kimse kimseyi
Duymuyor

Seni de vururlar bir gün ey acı
Halepçede soldurulmuş gül gibi
Bu sevdaya düşsen sen de yanarsın
Suskun, sıcak, uzun yaz geceleri

Ve siz
Ey analar,
Siz, gecelerinizi böler çocuklarınıza ninniler
Söylerdiniz

Hani siz, fatihler doğururdunuz...

Gelin-kızların giysileri kirletildi
Çocuklar hep yetim kalıyor

"Elem yecidke yetimen feava"

Ve ben biliyorum
Ben biliyorum
İstanbulun
Bağdatın
Diyarıbekirin
Mekkenin
Birbirine nasıl bağlandığını, nasıl çözüldüğünü sonra
Ey insan
Ey insanlık
Ayağa kalk

Kolları ve bacakları budanmış delikanlıları
Boyunları gövdesinden ayrılmış insanları
Gözleri uyur gibi kapanmış, kan pıhtıları içindeki bu
Çocukları

Gelişmiş laboratuarlarınızda dikkatle inceleyin
Ve bir gün
Bu dünya
Gül bahçesine dönecek
Bunu böylece bilin ve
Unutmayın

GRUP GENC

 
 

   

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 



GENÇLİĞE HİTABE...


Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik...
"Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!"

şuurunda bir gençlik...
Devlet ve milletinin 7 asırlık hayatında dört devre...
Birincisi iki buçuk asır...

 Aşk, vecd, fetih ve hakimiyet...İkincisi üç asır...

 Kaba softa ve ham yobaz elinde sefalet ve hezimet..
Üçüncüsü bir asır... Allahın, Kur'an'ında

"belhümadal - hayvandan aşağı"

dediği cücetaklitçilere ve batı dünyasına esaret...
Ya dördüncüsü ?... Son yarım asır!..

İşgal ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle,

 madde plânında kurtarıldıktan sonra ruh plânında

ebedi helake mahkumiyet...

 İşte tarihinde böyle dört devre bulunduğunu gören...

Bunları,yükseltici aşk, süründürücü satıhçılık,

çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür

diye yaftalayan ve şimdi, evet şimdi...

 Beşinci devrenin kapısı önünde nur infilakı yeni

 bir şafak fışkırışını gözleyen bir gençlik...
Gökleri çökertecek ve son moda kurbağa diliyle

bütün "dikey"leri "ya tay" hale getirecek bir çığlık kopararak

"mukaddes emaneti ne yaptınız?"

diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik...
Dininin, dilinin beyninin, ilminin, ırzının,evinin,

kininin, kalbinin dâvacısı bir gençlik...
Halka değil, Hakka inanan,

 meclisinin duvarında "Hakimiyet Hakkındır"

 düsturuna hasret çeken, gerçek adâleti bu inanışta bulan

ve halis hürriyeti Hakka kölelikte bilen bir gençlik...
Emekçiye "Benim sana acıdığım ve seni koruduğum kadar

 sen kendine acıyamaz, kendini koruyamazsın.!

Ama sen de, zulüm gördüğün iddiasıyla,

kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan

 daha zalim istismarcılara yakanı kaptırmakta

başı boş bırakılamazsın!" diyecek...
Kapitaliste ise "Allah buyruğunu ve Resul emrini

kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça

serbest nefes bile alamazsın!" ihtarını edecek...
Kökü ezelde ve dalıi ebedde bir sistemin, aşkına,vecdine,

diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrâkine sahip bir gençlik...
Bir buçuk asırdır türlü buhranlar içinde yanıp kavrulan

ve bunca keşfine rağmen başını yarasalar gibi taştan taşa

çalarak kurtuluşunu arayan batı adamının bulamadığı,

Türk'ün de yine bir buçuk asırdır işte bu hasta batı

adamında bulduğunu sandığı şeyi,

o mübarek oluş sırrını,her sistem ve mez hebe ortada

 ne kadar illet varsa devasının

 ve ne kadar cennet hayâli varsa hakikatinin,

İslâmda olduğunu gösterecek ve bu tavırla yurduna,

 İslâm âlemine ve bütüıı insanlığa model teşkil edecek bir gençlik...
"Kim var?" diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan

fert fert "ben varım!" cevabını verici,

 her ferdi "benim olmadığım yerde kimse yoktur!"

fikrini besleyici bir dâva ahlakına kaynak bir gençlik...
Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi

cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nispette usule,

stratejiye uygun bir gençlik...
Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle zifiri karanlıkta,

ak sütün içindeki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin;

ve gerçek kahramanlık madeniyle sahtesini ayırdetmekte

kuyumcu ustası bir gençlik...
Bugün komik üniversitesi, hokkabaz profesörü,

yalancı ders kitabı,dema gog politikacısı,çıkartma kâğıdı şehri,

 muzahrafat kanalı sokağı,takma diş fabrikası,

 fuhuş albümü gazetesi,mümin zindanı mâbedi,

temeli yıkık ailesi, hasılı kendisini yetiştirecek

bütün cemiyet müesseselerinden

aldığı zehirli tesiri üzerinden atabilecek,

kendi öz talim ve terbiyesine memur vasıtalara kadar

nefsini koruyabilecek, destanlık bir meydan savaşı

içinde ve bu savaşı mutlaka kazanmakla vazifeli bir gençlik...
Annesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa,

gelmiş ve geçmiş bütün eski mümin nesillerden hiçbirini

 beğenmeyecek, onlara "siz güneşi ceplerinizde kaybetmiş

marka müslümanlarısınız !

Gerçek müslüman olsaydınız bu hallerden

hiçbiri başımıza gelmezdi!" diyecek ve gerçek

 müslümanlığın "na sıl" ını ve "ne idüğü" nü

her haliyle gösterecek bir gençlik...
Tek cümleyle, Allahın, kâinatı yüzü suyu ,

hürmetine yarattığı Sevgilisinin fezâyı bütün yıldızlariyle

 manto gibi saran mukaddes eteğine tutunacak,

ve O'ndan başka hiçbir tutamak,dayanak, sığınak

 tanımayacak ve O'nun düşmanlarını ancak kubur

farelerine lâyık bir muameleye tâbi tutacak bir genç lik...
İşte bu gençliği, bu gençliğin ilk filizlerini karşımda görüyorum.

Şekillenmesi,billurlaşması için 30 küsur yıldır,

devrimbazlık kodamanların viski çektiği kamış borularla kalemime

ciğerîmden kan çekerek yırtındığım, paralandığım ve

zindanlarda süründüğüm bu gençlik karşısında,

uykusuz,su suz, ekmeksiz,başımı secdeye mıhlayıp bir ömür

 Allaha hamd etme makamındayım.
Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim şudur:
Tabutumu öz ellerinle musalla taşına koyarken,

 Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da

gediğine koymayı unutma ve bunu tek vasiyetim bil!

Allahın selâmı üzerine oIsun...

Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes!
Ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es!..

 

Necip Fazıl KISAKÜREK

 

 




  

 

ÖRTÜNÜNÜN EY NAS!!

Rabbimiz Bizim İyiliğimizi İstiyor! sizi örtünmeye çağırıyoruz

  




Sizi örtünmeye çağırıyoruz!

Sizi tesettüre bürünmeye davet ediyoruz!

Sizi tepeden tırnağa güzelce kapanmaya çağırıyoruz!

Vücut hatlarınızı belli etmeyecek bir şekilde giyinmeye,
Başörtülerinizi omuzlarınızın üzerine salıvermeye çağırıyoruz..

Çünkü ALLAH Teala böyle istiyor!

Sizi ta başlangıçta edep ve haya duygularıyla donatan,bu yüce duyguları fıtratınıza yerleştiren ALLAH istiyor..

Fıtratınıza yerleştirdiği hazinenin görkeminden haberdar olmanızı,o muhteşem hazineye sahip çıkmanızı istiyor!
Biliyor musunuz?Hz.Meryem sonradan kazandıklarıyla değil,sırf bu mevcud hazineyi koruduğundan dolayı bütün alemlere seçkin kılındı..

Sizleri utanma ve terbiye duygusuyla süsleyerek yeryüzüne gönderen ALLAH Azimüşşan şimdi sizden onları ortaya çıkarmanızı istiyor..
ALLAH örtünmemizi bizden ta ilk günden itibaren yeryüzüne ilk ayak basar basmaz istemiştir.Bunun böyle bilinmesini istiyoruz ve bu meselenin özellikle İslamda örtünme diye ele alınmaması gerektiğine inanıyoruz.Çünkü örtünme Muhammed as. ile başlamamış ALLAH Teala ilk günden itibaren örtünmeyi hayalı ve edepli olmayı emretmiş,daha sonra toplumlar ne zaman ki bu çizgiden ayrılmaya başlamış,gönderdiği rasullerle bu çağrıyı yenilenmiştir.

Bugün bizle beraber tüm dünya bilmektedir ki başlangıcından itibaren günümüze kadar müslüman bayanlar örtünmekle yükümlüdür.Bütün İslam mezhepleri şu konuda ittifak etmişlerdir:Müslüman kadının ellerinin ve yüzlerinin dışında kalan yerlerini yabancı erkeklere göstermeleri haramdır,vücut hatlarını belli edecek şekilde giyinmeleri haramdır,tenlerini gösterecek derecede ince giyinmeleri haramdır,giyim kuşamda kafirlere benzemeleri haramdır.

Bu konuyu bunu dışında başka bir şekilde anlamaktan hele pazarlık masasına yatırmaktan tartışmaktan ALLAH'a sığınırız.

Kadının güzelce örtünmesi ALLAH'ın yeryüzündeki çizgilerinden bir çizgi,işaretlerinden bir işaret,şiarlarından bir şiardır! Herşeyden önce yerine getirilmekte olan bu emir buna şahit olanlara derhal o emri vereni hatırlatır..Yine örtülü bir bayan hayvani şeytani ve nefsani çağrışım yapacak bütün görünümünü geri plana atmış olacağından,şeytani atmosferin yerini Rahmani bir atmosfer kaplayacaktır.

Rabbimiz Bizim İyiliğimizi İstiyor!

Sizin tesettüre bürünmenizde ALLAH Teala'nın bir çıkarı var mıdır?İyi biliniz ki şu anda yeryüzünde yaşayan milyarlarca bayan,istisnasız hepsi örtünse her biri birer insanlık abidesi olsa,birer Meryem olsa,Asiye olsa,Hatice olsa,Fatıma olsa milyarlarca bayan edep ve hayada birbirleriyle yarışa girseler..ALLAH yine aynı ALLAHtır.Onun büyüklüğüne yüceliğine en ufak katkıda bulunmuş olmazlar.Ve yine yeryüzünde ne kadar bayan varsa hepsi edepsizlik,fuhşiyat ve kötülük yarışına girseler akla hayale gelmeyecek ahlaksızlıkları yapsalar..ALLAH Azmüşşanın şanına en ufak bir zarar gelemez.Eğer ALLAH Teala bizim örtünmemizi istiyorsa,işin ahiret yönü bir tarafa tamamen bizim menfaatimiz,bizim iyiliğimiz,dünyevi mutluluk ve huzurumuz için istemektedir.

Hem ALLAH değil midir insanlardan bir şey istemeye emretmeye en çok hak sahibi olan..Onları yaratan,yaşatan değil midir?Şu hususu aklınızdan hiç çıkarmayınız ki,ALLAH'a kulluktan kaçınanlar,kesinlikle şu anda birilerinin bir yerlerin kuludurlar!Varsın onlar özgür olduklarını,özgürce yaşadıklarını,özgürce bir tercihte bulunduklarını zannederek kendi kendilerini avutsunlar! İyice düşündüklerinde göreceklerdir ki örtüsüz olarak sürdürdükleri bu yaşantıyla birilerinin çağrısına uymaktadırlar,birilerini memnun etmektedirler.Bu birileri onların nefisleridir,şeytani duygularıdır,içinde yaşadığı toplumdur,modadır,başkalarının beğenisidir,başkalarının dışlama korkusudur,bir takım güç odaklarıdır,paradır,diplomadır,iştir,makamdır..

''Seçilin ayrılın şöyle ey mücrimler!Ey Ademoğulları!Size şeytana kulluk etmeyin,çünkü o apaçık düşmanınızdır.Bana kulluk edin.Dosdoğru yol budur,diye and vermedim mi?''

Şeytana ibadet etmek nitelemesi gerçekten çok acı bir niteleme.Birilerine ağır gelebilir kabullenmeyebilirle r.Fakat şeytanın çağrısına uyup hayatını ona göre şekillendirenleri ALLAH böyle niteliyor.

Evet anlamak isteyen için bir konu ancak bu kadar berrak olur hak ve batıl birbirinden ancak bu kadar ayrılır.Örtünmenin ALLAH'ın emri olduğu,hem de ilk ve çok önemli emri olduğunu,örtüsüzlüğün de şeytanın bir emri ve çağrısı olduğu konusunda acaba bir tereddüdünüz var mı?

Şu anda örtüsüzlüğe hangi gözle bakıyorsunuz?


Önce şu noktayı iyi tesbit edelim;örtüsüzlük bir hata değildir,bir anlık günah değildir,bir an için yapılan gıybet,öfkeyle işlenilen bir günah değildir.Kısacası ALLAH'ın yasakladığı haram olan ne varsa ara sıra işlenenlere benzemez.

Örtüsüzlük bir hayat tarzı,yaşam biçimidir.

Örtüsüzlük bir düşüncenin,bir felsefenin yaşama geçirilmiş halidir.

Verilmiş bir kararın düşünülerek varılmış bir kararın uygulanmaya konulmasıdır,bilinçli bir tercihtir.Örtüsüzlük başka bir yoldur,başka yolda seyretmektir.

Dahası örtüsüz hayat tarzı bir bütündür birazını alıp birazını bırakma imkanınız yok gibidir.

Bugün yeryüzüne egemen olan örtüsüzlüğün öne çıktığı,kadın vücudunun sergilendiği yaşama biçimi ne Musevi ne İsevi ne İslami kaynaklıdır.Vahye kapalı,ALLAH ile ilişkisi olmayan ,seküler,dinsiz bir hayat tarzıdır.Onlar istedikleri kadar güzel isim verseler de kendilerine cahili toplumlardır.Bu cahili toplumların ve küfür düzenlerinin hepsinin ortak bariz özellikleri,egemenliklerinin çıplaklık ve ahlaksızlık üzerine kurulmuş olmasıdır.En büyük sermayeleri budur.Siz bunları onların elinden alırsanız sistemlerinden geriye hiçbir şey kalmaz.Bundandır ki hayanın simgesi örtüye aşırı bir nefret duyarlar.Ticaretler i,edebiyatları,sanatları,medyaları kısaca herşeyleri..

Durum böyle olunca elbette böylesi toplumların en amansız düşmanları tesettüre olacaktır,edebe utanma duygusuna,nikaha,temiz aile hayatına olacaktır.

Bütün bunlardan sonra sizi şimdi hemen şimdi örtünmeye çağırıyoruz!

Sizi hem örtünmeye çağırıyoruz,hemde örtündüğünüz takdirde karşınıza kimlerin dikileceğini nelerle karşı karşıya kalacağınızı baştan haber veriyoruz!

Örtünmenin hiçbir maddi getirisi olmadığı bir günde davet ediyoruz!

Öyle her türlü kapının açılmadığı günde ediyoruz!

Yıılarca hayalini kurup sonunda güçlükle ulaştığınız okulunuzdan,kariyerinizden olabileceğinizi hatırlatıyor bunu bile bile davet ediyoruz!

Evden dışarı çıktığınızda belki birileri alay edecekler,dudak büküp eğlenecekler..Hem bütün bunları baştan söylüyor hemde çağırıyoruz!

ALLAH Teala'nın tabiriyle ''karanlıklardan nura doğru'' yolculuğa çıkıyorsunuz..Elbette bütün bunlarla karşılaşacaksınız.Cennetin muhakkak bir bedeli olacak ve siz bunu ödeyeceksiniz..

ALLAH Rasulunun müminlere biat verirken söylediği sözleri hatırlayın.''Kınayanların kınamalarından korkmayacaksınız''...

Örtünün ve bundan sonra ki kınamalara hazır olun hatta dil uzatmıyorlarsa şaşırın.Ve güzellikle tebessüm edin.Kazanan sizsiniz!!

Belki de bunların hiçbiri olmayacak hatta..

Zamana ve mekana göre insanların örtünmeye karşı tavrı değişik olabilir.Belki birçokları sevinecek,tebrik edecek,gıpta edecek,özenip o da örtüncek..Olumlu veya olumsuz sizi bu durumlardan hangisi bekliyorsa beklesin önemli değil yükümlü olduğunuz örtünmeye davet var...!

Çünkü siz ALLAH'ı hatırlayacaksınız.

Haydi kalkın ve güzelce örtünün..Evet şimdi kalkın ALLAH için güzelce örtünün,bol bir elbiseyle vücudunuzu kapatın,başınızı mükemmelce örtün,sonra aynanın karşısına geçin ve seyredin..Şuan bu yazıyı okumayı kesin ve yapın bunu.Şu anda karşınızda duran bambaşka biri öyle değil mi?

Öncekiyle alakası olmayan başka bir dünya insanı değil mi?

Bırakın başkalarını şu an siz kendi kendinize ALLAH'ı hatırlatmıyor musunuz?Hatta iyice bakın etrafa odanızın atmosferi değişti değil mi?Çünkü şu anda orda melekler var,dilinizde ALLAH olduğu müddetçe,ALLAH'ı hesaba katma,ALLAHı dikkate alma düşüncesi olduğu müddetçe onlar sizinle olacak.Herşeyden önce siz şu ana kadar size bakan gözlere dişiliğinizi,cinselliğinizi,dış görüntünüzü sunuyordunuz,sizinle karşılaşanlar ister istemez bunlarla karşılaşıyordu.Şimdiyse cesedinizi perde ardına çektiniz ruhunuzu sundunuz.O ALLAHın üflediği ruhunuz..

Şöyle bir kendinizi yoklayın bir emri yerine getirdiniz ve neler değişti.İnsani,melekut alemine ait duygularınız ön plana çıktı değil mi?Öyle ya bastırılan bu erdemleri kendiniz bile görememiştiniz.

Siz şu anda ALLAHı hatırlatan bir işaretsiniz.Muhatap olduğunuz herkesi İslama çağırıyorsunuz,hiç konuşmadığınız halde.Ne yazık ki sizinle muhatap olan bir takım zavallı nasipsizlerin kalplerinde ki marazları artacak,dertleri depreşecek.İç dünyalarında savaş başlayacak,kimisi sözleriyle kimisi gözleriyle sataşacak,güçleri neye yetiyorsa onu yapacaklar.

Ama siz ALLAH'ın yakınlığını,sıcaklığını,muhabbetini kazanacak ve bunu iliklerinize kadar hissedeceksiniz,,özel olmanın ayrıcalıklı olmanın tadına varacaksınız..

Şu noktayı da unutmayın ki herşeye rağmen bu toplumun önemli bir kesiminden ciddi bir saygı göreceksiniz.Sizi ciddiye alacak güven duyacak,sizi toplumu ayakta tutan direkler olarak görecekler..Kaliteli insanlar tarafından sevilecek boş manasız anlamsız hayat yaşayanlardan sıyrılacaksınız.

Ve siz bu arada sayısız kötülükten kurtulmuş olacaksınız,rahatsız edici bakışlardan,çirkin sözlerden uzak ve emin bir hayatınız olacak..
Ve birgün o çok da sevmediğiniz dünyadan ayrılma vakti gelecek..Onu tercih ettiniz bütün kavşaklarınız da..ve şimdi Ona gidiyorsunuz.Siz zannediyor musunuz ki,böylesi bir deönemde örtünme mücadelesiyle ömür geçirenlere ALLAH Teala kıyamet günü sadece emirlerinden birini yerine getirme sevabı verecek?

Size öyle bir amel defteri verilecek ki..!

Şaşıracaksınız belki de..ALLAH'ım bu defter benim değildir bunda ALLAH yolunda savaştığım yazılı ,kurşunlandığım yazılı,yıllarca durmadan tebliğ yaptığım yazılı..Bu benim olamaz diyeceksiniz.Size denilecek ki yanlışlık yok gençliğinizin en güzel dönemlerinde her pislik sizi kuşatıp kendine çekerken siz ALLAH'ı tercih ettiniz,sabrettiniz,mazlumdunuz.. ALLAH'ın bunları unutacağını ve karşılıksız bırakacağını mı sandınız?...
Akla hayale getiremediğiniz ebedi bir saadet yurdu sizin olacak..


____
Açılıp saçılarak varlığınızı ispat etmenin dışında yolunuz yokmu?Öne çıkaracağınız şahsiyetiniz karakterinize ait donanımlarınız yok mu?
____
Yaşlanınca örtünürüm mü diyorsunuz?
Hatta siz düşünmeseniz bile etrafınızda ki kodamanlar atılacaktır:Gençliğini yaşa ne alemi var bu yaşta öcü olmanın?diye.Genç bayanlara sesleniyoruz,sizi açılmaya sevkeden bu yaşlılara acıyın onlar acınacak durumdadırlar.
____
Peki siz cehennemin henüz teori aşamasında olduğunu ALLAHın birgün bundan vazgeçeceğini mi düşünüyorsunuz?Uygulamayacağı cezayla korkutan bir baba gibi mi tasavvur ediyosunuz?(HAŞA)Cehennemi bir blöf mü sanıyorsunuz?
____
Kendi kendimizi kandırmayalım.Örtüsüz hayat tarzı bütündür.Başınızı açmışsanız aşağısı ona uymak zorundadır.Siz hiç başı açık ama topuklara kadar elbiseli giyim tarzı gördünüz mü?
____


____
Bu vatan sizindir!

Bu vatanın gerçke sahipleri siz örtülülersiniz.Bin yıldan bu tarafa bu topraklar için ölen insanların ne uğruna can verdikleri bilinmektedir.Sığıntı olan yabancı olan bu mübarek coğrafyaya asla yakışmayan örtü düşmanlarıdır,edep düşmanlarıdır.

Ve soruyoruz siz kimsiniz?

Erdemin faziletin amansız düşmanları!

Siz bu mübarek coğrafyaya hiç benzemiyorsunuz?
İşgal kuvvetlerinin düşük rutbeli şımarık subayını çağrıştırıyorsunuz!
Söyleyin örtüye düşmanlığınızın kökeni neye dayanır?
Hangi şer odaklarının temsilcisisiniz?
Nerelerden gelme nelerden dönmesiniz?
Şamatanızla çok göründüğünüze bakmayınız aslında bir avuçsunuz____
Tekrar sen bayan...
Şu andan itibaren örtünüyoruz değil mi?Biz sizi öyle düşünüyor ve ALLAH için tebrik ediyoruz.Başınız dik!



ALLAHın selam rahmet ve bereketi hepinizin üzerine olsun...

Mehmet Göktaş(Örtünme Çağrısı)adlı kitabından alıntıdır
 

selam ve dua ile 

April 02

TESLİMİYYET!!

Dedim: Çok yalnızım.
Dedin: ... Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186



Dedim: Evet biliyorum sen bana yakınsın ama ben senden uzağım, keşke ben de sana yakın olabilseydim.
Dedin: Rabbini sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Araf-205



Dedim: Buda senin yardımını ister
Dedin: ALLAH'ın sizi bağışlamasını istemez misiniz? Nur-22




Dedim: Tabii ki, beni affetmeni çok isterim.
Dedin (Öyleyse)Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O'na tövbe edin. Gerçekten benim rabbim, esirgeyendir, sevendir. Hud-90




Dedim: Çok günahkârım, bu kadar günahla ben ne yaparım?
Dedin:ALLAH'ın, kullarının tövbesini kabul edeceğini.. ve ALLAH'ın tövbeyi çok kabul eden ve pek esirgeyen olduğunu hâlâ bilmezler mi? Tevbe-104.




Dedim: Defalarca tövbe edip tövbemi bozdum, artık yüzüm kalmadı.
Dedin: ALLAH aziz ve bilendir, o günahları bağışlayan ve kullarının tövbesini kabul edendir. Ğafir-2/3.



Dedim: Bunca günahım var,hangisinin tövbesini yapayım?!
Dedin:ALLAH bütün günahları bağışlayandır. Zümer-53.



387x309




Dedim: Yani yine gelsem yine beni bağışlar mısın?
Dedin:ALLAH'tan başka günahları bağışlayacak olan yoktur. Ali İmran-135.


Dedim: Ne kadar güzelsin ALLAH'ım! Bilmiyorum bu sözlerin karşısında niçin böylesine içim içime sığmıyor ve erimeye başlıyorum, seni çok seviyorum.
Dedin: Şüphesiz ki ALLAH tövbe edenleri ve temizlenenleri sever.
Birden "İlahım ve Rabbim benim senden başka kimim var" dedim.
Sen de "ALLAH kuluna yetmez mi?" (Zümer-36) dedin.


Dedim: Sen ki beni bu kadar çok seviyorsun ve bana karşı bu kadar iyisin ben ne yapabilirim?
Dedin: Ey inananlar! ALLAH'ı çokça zikredin. Ve O'nu sabah-akşam tesbih edin. Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize rahmetini gönderen Odur. Melekleri de size istiğfar eder. ALLAH, müminlere karşı çok merhametlidir. Ahzap-41/43.


dedim: ALLAH'ım seni çok seviyorum.
ve ''o'' kulunuda çok seviyorum..

March 22

HOŞ GELDİNİZ

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket   
img144/6918/hosgeldiniz1jzqz11ct1.gif 
NEYLERİM ÖLÜM BENİM BAŞIMDA,
UYUDUM UYANAMADIM OLACAK,
KİM BİLİR NERDE NASIL KAÇ YAŞIMDA,
Bİ NAMAZLIK SALTANATIM OLACAK TAHT MİSALİ O MUSALLA TAŞINDA...
 
ögüt 
 
 
 Grafik wurde auf 460 x 60 Pixel verkleinert
 
 
 
 
Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket 
                                                                                             HÜKÜMSÜZDÜR
 
 
Yıkılmış Bir Hayatın
Harabeleri Arasında
Kaybolmuş Kimliğimi Arıyorum 
!!!!!!!!!!!
FANİ DÜNYANIN PADİŞAHI DEYİLİZ!!
PARÇALANMIŞ GÖNÜL HİKAYESİNİ,
YAMAR GİYERİZ::...
 
 
 
 
                                               HÜKÜMSÜZDÜR 
 
Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket 
 
 
                                          
 
  
 
Ey sevgililerin en Sevgilisi!
Yaşamanın tadı Seni bulmadaymış.
Seven Sensin sevilen de …
Sen’i bulan neyi kaybeder? 
'' Se’ni ''
 kaybeden neyi bulur?   
 
seni bulan herşeyi bulmuş olur.
 
kaybeden ise zaten yok olur..
 

 

Photobucket

 
Acİz BiR KuL...  
 
 
 
 

Her gönül bir sevgiliye müştaktır aslında,

Ne var ki,kıblesi yanlıştır.

 

Bulduğunu sandığı şey,gerçekte aradığı değildir.

Kimisi bir gözleri ahuya zebun,

Kimisi bir gül yüzlü güzele meftun,

Kimisi de ceylan bakışıyla mecnundur.

 

Bazısı dünyanın alayişine kanmış,

Bazısı mala mülke aldanmış,

Bazısı da hayal alemini gerçek sanmıştır.

Oysa her birisi,

“bir tek sevgili”

Tarafından sınanmıştır.

 

                                       “BİÇARE DERVİŞ”

aciz bir kulAcİz BiR KuL...  
 
Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket HÜKÜMSÜZDÜR. Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket 
   
yağmur 
 
 242x116  
 
 

Günah hastalığının ilacı;

Tarifi şöyledir;

Tövbe kokusu  ile istğfar yaprağını karıştır,

Kalp havanında tevhid tokmağı ile iyice döv,

İnsaf ve vicdan eleğinden geçir,

Göz yaşı ile yoğur,

Aşk fırınında pişir ve sabah akşam bol bol ye…

Göreceksin günah hastalığından eser kalmayacak,,

Hadi kolay gele….

  
 
 
 
 
 ya ateş yerine su çıksaydı??
 
  
 
 
veyahudda su yerine ateşte çıkabilirdi??
 
hamd etmek gerekir her daim!
 
 
 
 
 
 
 
 
Resulellah 
jdv1201972796k
 
 
thumb140856567yl9 
  
 



Söyle neden susuyorsun,
Bu suskunluk çaresizlikten mi?
Yoksa uyulması gereken bir edep den mi?
Ya da kelamsızlığın hüküm sürdüğü bir bahada mısın?
Belki de heybende durumunun izahına uygun söz kalmamıştır.
Ve yahut faniliğin yorgunluğu sinmiş iyiden iyiye lal diline.
Şimdi susma haykır, avazın çıktığı kadar
Sevgilerini, kırgınlıklarını, umutlarını, hayallerini…
Bir sonraki vakte ertelediğin tövbelerini,
Helallik alman gerekenlere seslensene,
Hadi Sevdiklerine gel desene,
Ya da seni bekleyenlere gelmiyorum.
Çığlıklara bürüsene pişmanlıklarını,
Gidişinle bom boş kalacak avlulara,
İçten içe ettiğin ahları yankılandırsana…

Söyle neden bakmıyorsun,
Kör kuyuların derinliklerine mi saldı gördüklerin?
Pişman mısın, yoksa maddedeki manayı görememekten?
Oysa baktıkların göreceklerinin bir yansıması değil miydi?
Ya da ferini mi kaybetti gözbebeklerin,
Göz kapaklarına ağır mı geliyor artık fanilik.
Yoksa derin uykuya mı teslim ediyorsun benliğini.
Şimdi baksana hayran hayran baktıklarına
Sana kalır sandığın dünyanın semasında gezdirsene gözlerini
Dünyalıklara döktüğün onca gözyaşını bir kez de kendine akıtsana
Meftun olduğun tan ağarışında, seher kızıllığında kaybolsana
Adımlarınla aşamadığın mesafeleri gözlerinle aşsana
Sevdiğinin gözlerine dalıp unutulmamayı haykırsana
Suskun diline inat, lugat bilmeyen gözlerini konuştursana…



Söyle neden duymuyorsun
Bu güne dek duyduklarından mı korkuyorsun?
Ya da duymak istemediklerin mi kaldı geride?
Yoksa sessizliğin koylarında mı arıyorsun kaybettiklerini?
Sessizlikte kendini mi buluyorsun?
Şimdi aç kulaklarını dinle son söylenenleri,
Arkandan yakılan ağıtları, gidişinin yüreklerdeki yankılarını
Yüreğine dokunduklarının yürek yakan hitaplarını
Kendine itiraf edemediğin pişmanlıklarını
Seni uğurlayanların ayak seslerini
Semada yankılanan sala namelerini
Kubbeden senin için son kez hüzün türküsü söyleyen kuşları,
Hiç değilse, başucunda esen veda rüzgarının uğultusunu duysana…


Söyle neden dokunmuyorsun,
Yoksa kollarında dünyalığın mecalsizliğimi hüküm sürmekte?
Ya da ellerinden bir şeyler mi dökülüp gitmekte?
Dokunduklarının sızısını mı hissediyorsun derinliklerinde?
Şimdi sarılsana sarılmaktan doymadıklarına,
Dokunsana gözyaşlarını yüreğine akıtanlara,
Veda güllerini sevdiklerinin saçlarına dolasana,
Benim dediklerini yanında getirsene
Yüzüne savrulan toprakları ellerinle silsene
Boşlukları dolduracak duvarlar örsene
Hadi ne duruyorsun seni sürükleyen ölümün ellerinden
Gücün yetiyorsa bir çırpıda ellerini çeksene…

Söyle neden koşmuyorsun,
Dizlerindeki takatsizlik ömür maratonundan mıdır?
Varılacak son noktaya mı vardın?
Yoksa hayatın hengamesin den yorulup düştün mü?
İyiden iyiye yorgunluğa teslim mi oldun?
Şimdi koşsana sevdiklerine,
Ahiretini ertelediğin işlerine harcasana tüm takatini,
Kalkıp gitsene seni bırakıp gidenlerin arkasından,
Kaç sana köşe bucak kaçtıklarından,
Bilinmez diyarlara yürüsene arkana bakmadan,
Yorulmak bilmeyen ayaklarınla iyi amellere koşup,
Yakanı bırakmayacak kötülüklerden kaçabildiğince kaçsana…

Söyle neden hissetmiyorsun,
Son nefesin koynuna mı saldın tüm hissettiklerini?
Duran kalbine mi gömdün, seninle gömülecekleri?
Sessizliğinden hissediliyor, son sözün sende olmadığı,
Gözlerinden görülüyor, bilinmeyen ummanın sonsuz koyları,
Duymak istemeklerinde duyuluyor, amansız günün sancıları,
Avuçlarına bırakılıyor, sonsuzluğa akıp giden veda duaları,
Yorgunluğundan anlaşılıyor, bu yolların uzun ve çetin oldukları,
Duruşundan okunuyor, herkesin bir gün yaşayacakları…
Ve çok çabuk unutuluyor, her canlının muhakkak ölümü yudumlayacağı…

 

GÜLLER GÜZELİ

 

 GÜLLER GÜZELİ  ALLAH RESULU ŞEFAATCİMİZ YA MUHAMMED

 

 
 

 

     

    Image Hosted by ImageShack.us

    ''-- GÜL MUHAMMED --''


     

     Image Hosted by ImageShack.us

     

    Gül mevsimi geldi mi her şey bize yâr olur
    Gönüller
    gül kokarken geceler nehâr olur   

     

     Image Hosted by ImageShack.us


      Bad-ı saba getirir diyâr-ı gülden koku
    Figan eden bülbüle
    şifayâb rüzgâr olur 

                           

    Image Hosted by ImageShack.us

     

    Gözyaşıyla yoğrulur şebnemler yanağ

    ında
    Dönü
    şür yağmurlara damlalar cuybâr olur


     

    Image Hosted by ImageShack.us

     

      Yağmur damlalarıyla yıkanırken gül

    istan
    Dile gelir goncalar çiçekler
    gül
    nâr olur


     

    Image Hosted by ImageShack.us 


    Gül derip gül yüzünden armağanlar taşısam

    Çoraklaşan şu dünya yemyeşil diyâr olur

     

    Image Hosted by ImageShack.us 

    Gül renginle boyanır kuşanır özlemini
    Kalbim a
    şkınla yanıp tutuşarak var olur


     


    Image Hosted by ImageShack.us

     

    Ey bülbülün sevdası sultanı gülistanın
    Sensiz bütün mevsimler bize sonbahar olur

     

    Image Hosted by ImageShack.us

 

 

  
 
 

          ı                           

 

 
 

 

Flower Image  
 

  Gülü tarife ne hâcet; GÜLSevdâ-yı Muhammedî'dir.


Gülün sevdası kalbimizin hâfi tepelerinde,
ahfâ zirvelerinde sancak açmıştır.
Ve bizler, gönlü gülşen olan insanlara meftun oluruz,
Kainatın Solmayan Gülü'nün aşkıyla...
Gün gelir, gözyaşıyla GÜL sularız.
Bir GÜL için bin dikene su veririz.
Ve biliriz ki, güllerin içinde diken yoktur,
dikenler içinde GÜL vardır.
O, aşkımızın mihrabındaki GÜL
O, alemlere rahmet olarak gönderilen bir rasûl...
O, çöl sıcağındaki bir kevser şelâlesi...
O, teşrifiyle kainatı aydınlatan ve ışık bahşeden sonsuz bir nur şulesi...
Gündüzleri dünyayı ışıtan güneş ve geceleri gökyüzünde çiçek çiçek açan yıldızlar, O'nun sönmeyen ışığının en mütevazi kandilleri...
Sera da, süreyya da O'nun nuruyla aydınlanır...
O'nun sîreti bir amaç,O'nun sünneti bir hidayet,O'nun sureti
gönüllere ülfet ve nimet veren bir âb-ı hayat...
Ruhumuz O'na aşık...
O, GÜL mushaflı sevdamızın sembolü...

O, onsekiz bin alemin emsali olmayan gülü..

 

 

             

 
February 04

((KINASIN DÜNYA))

 
kınasın dünya..
kınasın dünya halkları..
barış,uzlaşma formülleri arasın insanlar..
hümanizm çığlıkları atsın,
bir yerlerde entel yavşaklar.
yeni dünya düzenleri planlasın emperyalistler.
geyik muhabbetiyle geçirsin ömrünü aydınlar.
kılı kırk yarsın bakalım hukukçular.
desinler ne diyeceklerse..
A yı,B yi öğretsin öğretmenler,
körpe beyinlere. 

A deyince at,B deyince bıyık,
hatırlatılsın bakalım yavrulara.
terziler kravat diksin,
frak diksin,tuvalet diksin baylara,
bayanlara,balolar için,partiler için.
berber fön çeksin,kuaför meç yapsın,
perma yapsın saçlara..
tv.de gece keyfi sunsun medya,
benliği çalınan kitlelerin ağız suyuna.

kuyrukta bekletilsin emekliler,emekliliği boyunca
bürokratlar,başsağlığı dilekleri yetiştirsin,
grizulara kurban giden işçilerin ardından.
komaya girsin sarhoşlar,ayyaşlar..
macit,oynaşını gezdirsin,
banka kredisiyle aldığı mercedesle.
figen,kanişini beslesin,
avrupa patentli it yağıyla.
genelevler dolup taşsın..
fahişelerden alınan vergilerle,
yollar köprüler,barajlar yapılsın,
imamların maaşları ödensin
öyle mi?... 

kınasın dünya milletleri..
mekik dokusun arabulucular..
hoşgörüsünü esirgesin medeni hükümetler..
sosyal demokrat teorisyenler.
varolsun vesaire güruh.
insalcıllıktan dem vursun,
köy enstitüsü kılıklı,demokrat zevat.
sanat söylemleri versin,kıçı kırık teresler.
rüşvet alsın kodamanlar,
futbolcu,transfer hayalleri kursun,
milyar kapısından. 

darbe hevesleri beslesin kursaklarında,
fanatik laikçiler...
öyle mi?...

kınasın papa..
kınasın vatikan kilisesi..
ortodoks ruhani lider,.başhaham durmasın.
lemalar tekzib etsin ne yazar? 
rumet_allerlei_27             rumet_allerlei_27
nota göndersin bilmem hangi devletin cumhur reisi.
meclislerde,bütçe müzakereleri tartışıladursun,
hararetle. 

enflasyon alsın yürüsün.
emisyon hacmi görüşülsün komisyonlarda.
kapalı kapılar ardında pay edilsin milli araziler.
afrikalı aç çocuklar için toplanan yardım malzemeleri,
talan edilsin. 
Image hosted by TinyPic.com
hiç edilsin emek,haram helal gözetmeden,
masa başlarında.
yoksulun yiyeceği alınsın elinden,
çöp bidonlarını yalasın,
açlıktan nefesi kokanlar.
amerikan bayraklı blue jeanlar giysin yeni yetmeler
ateriyle oyalansın, 
Image hosted by TinyPic.com
kenar mahallenin sümüklü çocukları
öyle mi?...kınasın dünya..
kınasın hicaz müftüsü..
conileri çağırsın,bir milyar müslümanın,
kıblegahını korumaya..
sazlı sözlü petro-dolar alemler yapılsın,
kutsal topraklar üzerinde..
esirgesin şeyhler kuruşlarını
hayır için.. 
rumet_allerlei_27      rumet_allerlei_27
fetva üretsin,nabız şerbeti niyetine,
fetva makamları.
sultanların gölgesinde gölgelensin.
hurma yemenin kırk bin faziletini,
kırk bin ciltlik kitaplarda anlatsın,
şerhini düşsün icabında
öyle mi?...
şefaat ya resulallahşefaat ya resulallah
kardeşlerimin tekbir nidaları,
bayıltırken fesleğenleri..
başını döndürürken zirvelerin,
eritirken granit kayaların yüreğini,
öyle mi?.. 


kardeşlerim tahin ekmeğini bölerken 14 e
ayın 14 üne yakalanırken dağlarda,
14 lülerle taranırken vahşice,
daha 14 ünde vurulurken..
öyle mi?...

kurşun ağırlığını omuzlarında taşırken
kul olmanın..
tevhidi bir hayat arzusu kavururken içlerini,
sızım sızım,
barut ve kanla örerken,hayat dantelasını
öyle mi?...devlet başkanının alnı,
secdeye değiyormuş bir ülkenin.
bana ne!
kardeşlerim gömülürken topluca mezara,
ölümün,işkencenin envai çeşitleri
uğruyorken can evlerine,
faiz oranları düşüyormuş başka bir ülkede,
bana ne!
kardeşlerim,çocuklarını yetim,
eşlerini dul bırakıp,
dağlarda bir kavgaya tutuşuyorken ölümüne,
bir ülkede artık esanslar alkolsüz üretiliyormuş..
kime ne! 
   
yetimler,öksüzler,dullar,
şehit anaları,şehit babaları,
"inna lillah ve inna ileyhi raciun"
hükmüne razı olurken.
Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
rızk endişesini,ellerinin tersiyle kenara itmiş,
onca yoksulluğa rağmen.
şeker bayramları hararetle kutlanıyormuş ,
bir ülkede hala.
kime ne! 

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket

 


February 03

DUA

aşk duası izlemek için tıklayınız

Rabbim

Bir insan koy kalbime

Ama o insan seninde sevdigin olsun

 myspacemyspacemyspace

Onunla el ele tutustugumuzda

Ikimizin uzerinde Senin elin olsun

Bana öyle gözler göster ki

Ben o gözlerden sana bakayim

myspacemyspacemyspace 

Bana öyle bir sevgili ver ki

O gözler cennete acilan iki pencere olsun

Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki

Kilavuzumuz sen olasin ey Rabbim

myspacemyspacemyspace  

Öyle bir sevgili verki bana

Ona sarildigimda kainat bize baksin

Birbirine sarilsin

myspacemyspacemyspace 

Sevgimiz kurtla kuzulari baristirsin

Bize bakip seytan Adem'e secde etsin

Günah sevap ugruna kendini feda etsin

Olüler birer birer uyansin sevgimizle

myspacemyspacemyspace 

Bize öyle bir sevgi ver ki Rabbim!

Sevgimizde Muhammed sevilsin

myspacemyspacemyspace 

Öyle sevelimki birbirimizi

Hz. Hatice göklerden bize seslensin

Ve desin ki;

"Bak ya Muhammed bak su sevgililere onlar bizde... Bizde onlardayiz.

myspacemyspacemyspace 

Bak Askimiz birkez daha yasaniyor yer yüzünde..

Allah Askimizi öyLe cok seviyorki binlerce insana yasatıyor

myspace

ACİZANE GÖNÜLDEN SÖYLEŞİ

          

                                        Sordum, niçin nazlısın? 
                                       Dedi, bu tedbir almaktır.   
                                       Sordum, tedbirin gereği ne?  
                                        Dedi, aşkı yoklamaktır.
                                Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket                                             
                                       Sordum, buna gerek var mı?  
                                       Dedi, bu işte lazımdır.   
                                       Dedim, gönlünüz geniştir?  
                                       Dedi, gönülsüzler vardır. 
                               Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket                                             
                                       Sordum, zayıflar no’lacak?
   
                                       Dedi, vefa taşımaktır. 
                                       Sordum, mahrum olan kimdir? 
                                       Dedi, münkir münafıktır. 
                              Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket                                            

                                      Sordum, kalbin işi nedir? 
                                      Dedi, aşkla ağlamaktır. 
                             Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
                                      Sordum, aşkın sırrı nedir? 

                                      Dedi, yarda yok olmaktır. 
                             Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
                                     Sordum, yarin isteği ne? 

                                     Dedi, samimi olmaktır. 

                              Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
                                     Sordum, samimiyet nedir? 

                                      Dedi, hep yâre bakmaktır.

                               Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
                                     Sordum, bu nasıl olacak? 

                                      Dedi, nefsi bırakmaktır. 
                               Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
                                     Sordum, asıl dava nedir? 

                                     Dedi, has kulluk yapmaktır. 
                              Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
                                     Sordum, bunun yulu nedir? 

                                    Dedi, Habib’e uymaktır. 
                      
                                    Sordum, tavsiyeniz nedir?
   
                                    Dedi, zikre sarılmaktır? 
                      Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
                                   Sordum, zikrin aslı nedir?  
                                   Dedi, Allah’la olmaktır. 

                                  Sordum, buna çare nedir? 
                                  dedi, dostunu bulmaktır. 

                             Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
                                Sordum, dostlar neyi sever? 

                                Dedi, hizmete koşmaktır.
                            Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
                                 Sordum, hizmetten gaye ne? 

                                 Dedi, nefsini kırmaktır. 
                          Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket 
                                Sordum, işin aslı nedir? 

                                Dedi, mert insan olmaktır.   
                                                                                               

 

.......................................................................................................................................................................................

SEN'LE SOHBET...
Sevmek...
"Sevmek" dedim.
"Yoluna ölmek" dedi.
"Yol" dedim.
"Alıp başını gitmek" dedi.
"Gitmek" dedim.
Bir "Ahh" çekip, "Dostlardan ayrılmak" dedi.
"Dost" dedim.
Durdu. Bana baktı. "Dost" diye mırıldandı.
"Yüreğime nasıl koysam bilemediğim" dedi.
"Yürek" dedim.
"Dünyaları içine sığdıramadığım" dedi.
"Dünya" dedim.
"Hayatın bir yüzü" dedi.
"Yüz" dedim.
"Ardında ne gizli bilemediğim" dedi.
"Giz" dedim.
"Hep çözmeye çalıştığım" dedi.
"Çalışmak" dedim.
"Bitmeyecek öykü" dedi.
"Öykü" dedim.
"Binlercesini içimde gizliyorum" dedi.
"Gizlemek" dedim.
"İşte, her şeyin bitimi" dedi.
"Şey" dedim.
"Sevda" dedi.
"Sevda" dedim.
"Peşinden koştuğum" dedi.
"Koşmak" dedim.
"Hayat, bir maraton" dedi.
"Hayat" dedim.
"Öyle kısa ki!" dedi.
"Niçin kısa?" diye sordum.
"Yaşanacak çok şey var, zaman yok" dedi.
"Yaşanması gereken ne var? " diye sordum.
"Aşk" dedi.
"Kaç kere?" diye sordum.
"Bin kere" dedi, "Milyon kere"
"Neden bir kere değil?" diye sordum.
"Bütün aşkların toplamı, en yüce ve tek aşk" dedi.
"Önce ona varsan olmaz mı?" diye sordum.
"Keşke olsa" dedi, "Ama önce yoğrulmak gerek"
"Acı çekmek mi?" diye sordum.
"Evet, aşk acısında yok olmak" dedi.
"Yok olunca!" dedim.
"İşte gerçek aşkta o zaman yaşamaya başlarsın" dedi.
"Gerçek aşk!" dedim.
"Büyük o!" dedi.
Durdum. Durdum. Ve sustum!
"Neden sustun?" diye sordu.
"Yüreğim titredi sanki" dedim.
"Neden?" diye sordu.
"Bilmiyorum" dedim. "Büyük O!"
"Evet" dedi, "Büyük O!"
"Nerede?" diye sordum.
"Her yerde" dedi.
"Nasıl?" diye sordum.
"Yüreğini aç" dedi.
"Yüreğimi açmak!" dedim.
"Bir tebessümle bak her şeye" dedi.
"Tebessüm" dedim.
"Her kapının anahtarı" dedi.
"Kapı" dedim.
"Girmeden bilemezsin" dedi.
"Ya korku!" dedim.
"Bilinmeyenden korkar insan" dedi.
"Ben bilmiyorum" dedim.
"Neyi?" diye sordu.
"Ben'i" dedim.
"Sen kimsin?" diye sordu.
"Ben kimim?" diye sordum.
"Sevgiyle beslenensin" dedi.
"Kimin sevgisiyle?" diye sordum.
"Büyük O'nun" dedi.
Durdum. Durdum. Yine sustum.
"Kimsin?" diye sordum.
"SEN'im" dedi.
.
.
.
selam ve dua ile 

......................................................................

Lamelif


Elif gibi dosdoğru olunmalı hayatta…
Be gibi tek nokta üzerinde durabilecek kadar dengeli olunmalı…
Te gibi olmalı, veda hutbesinde emanet bırakılan iki şeyi (kuran ve sünnet) sürekli başının üzerinde taşımalı insan…
Se gibi az konuşup 3 dinlemeli toplumda…
Cim gibi çocukça bakmalı hayata, ama cim kadarda çok iş yapmalı…
Ha gibi gönlü geniş dostlar edinmeli insan,
Hı kadar ağlamaklı olduğunda yardımcı olabilecek…
Dal gibi boynunu bükse de hayat,
Zel gibi şapkasını takmayı bilmeli zorluklara karşı…
Ra kadar rahat olsa da insan bu dünyada,
Ze’nin noktası gibi başında dolanan bir sineğin olduğunu mutlaka bilmeli…
Sin midir sanki bu dünyada noktasız pulsuz tek garip…
Şın gibi pulları vermeli getirip…
Sad kadar şişse de karnın,
Dat gibi hayata bir göz kırp…
Tı gibi bir yelkenlidir hayat,
Zı kadar yükü olan…
Ayn gibi göğe çevir yüzünü…
Ğayn’ın noktası kadar şüphe olmasın kalbinde…
Fe eyne tezhebuun… (kaçış nereye)
Gaf gibi iki gözünü aç…
Kef kadar karizmatik ol…
Lam gibi tutunacak bir dal ol gariplere…
Mim’lenmiş olsan da yılma yıkılma…
Nun kadar suskun…
Vav kadar edepli ol…
He gibi haykır içinden geçenleri…
Lamelif gibi ellerini O (c.c)’na aç…
Ya Rabbi rahmet ve mağfiret kapılarını bize aç…
amin..

..........................................................

 

Moralin mi Bozuk?

MORALİN NİYE BOZUK?
HZ. ADEM (A.S.)GİBİ 200 SENE TEVBE Mİ ETTİN?

MORALİN NİYE BOZUK?
HZ.İBRAHİM GİBİ ATEŞE Mİ ATILDIN?

MORALİN NİYE BOZUK?
HZ.ZEKERİYYA (a.s)GİBİ TESTEREYLE Mİ KESİLDİN?

MORALİN NİYE BOZUK?
HZ.YUSUF (as) GİBİ KUYUYA MI ATILDIN?

MORALİN NİYE BOZUK?
HZ.MUHAMMED (sav) GİBİ TAİF'TE TAŞLANDIN MI, BAŞINA İŞKEMBE Mİ KONULDU NAMAZ
KILARKEN, DİŞİN Mİ KIRILDI, YÜZÜNE TÜKÜRÜK MÜ ATILDI, HİCRETE Mİ ZORLANDIN,
SEVDİKLERİNDEN Mİ AYRILDIN?

MORALİN NİYE BOZUK?
HZ.HAMZA (r.a) GİBİ BURNUN KULAĞIN MI KESİLDİ?

MORALİN NİYE BOZUK?
MUSAB BİN UMEYR GİBİ KOLLARIN MI KESİLDİ?

MORALİN NİYE BOZUK?
CAFER BİN EBU TALİP GİBİ OK, MIZRAK VE KILIÇ DARBELERİYLE YARALANDIN MI?

MORALİN NİYE BOZUK?
AMMAR,SÜMEYYE, YASİR GİBİ İŞKENCE Mİ GÖRDÜN?

MORALİN NİYE BOZUK?
BİLAL GİBİ KIZGIN KUMLARA YATIRILIP, ÜZERİNE TAŞLARMI KONDU?

MORALİN NİYE BOZUK?
YUNUS PEYGAMBER GİBİ DENİZE Mİ ATILDIN?

MORALİN NİYE BOZUK?
EYÜP PEYGAMBER GİBİ VÜCUDUNU YARALAR MI KAPLADI?

MORALİN NİYE BOZUK?
HZ. İSA GİBİ ÇARMIHA MI GERİLMEK İSTENDİN?

MORALİN NİYE BOZUK?
İMAMI AZAM EBU HANİFE GİBİ ZİNDANA MI ATILDIN?

HALA MORALİN Mİ BOZUK?
NE DÜŞÜNÜYORSUN, DÜNYALIK İŞLER Mİ?
SİLKİNELİM, KENDİMİZE GELELİM........?

ÜZÜLECEKSEN, NAMAZINI KAZAYA BIRAKTIĞIN İÇİN, TEHECCÜDE KALKAMADIĞIN İÇİN,
BİRİNİN KALBİNİ KIRDIĞIN, PAZARTESİ PERŞEMBE ORUCUNU TUTAMADIĞIN İÇİN ÜZÜL

ÜZÜLECEKSEN BUGÜN ALLAH İÇİN BİR ŞEY YAPAMADIĞIN İÇİN, ALLAH VE RESULÜ
(SAV)'NÜ MEMNUN EDEMEDİĞİN İÇİN ÜZÜL
FİLİSTİN'DE, ÇEÇENİSTAN, BOSNA HERSEK'TE, IRAK'TA VE DÜNYANIN DÖRT BİR
YANINDA ZULÜM GÖREN, İŞKENCE EDİLEN, ÖLDÜRÜLEN DİN KARDEŞLERİN İÇİN ÜZÜL

ÜZÜLÜRSEN, BİR FAKİRE YARDIM EDEMEDİĞİN İÇİN, YETİMİN ELİNDEN TUTAMADIĞIN
İÇİN ÜZÜL

ÜZÜLÜRSEN, AFRİKA'DA VE DİĞER ÜLKELERDE BİR LOKMA EKMEK BULAMAYAN,
HASTALIKLARLA MÜCADELE EDEN İNSANLAR İÇİN ÜZÜL

ÜZÜLÜRSEN,KUR'AN-I YETERİNCE OKUYUP, HAYATINA TATBİK EDEMEDİĞİN İÇİN ÜZÜL

ÜZÜLÜRSEN, PEYGAMBER EFENDİMİZ'İ, CANINDAN, MALINDAN,AİLE BİREYLERİNDEN,
HERŞEYDEN ÇOK SEVEMEDİĞİN İÇİN ÜZÜL

ÜZÜLÜRSEN, HAKİKİ MANADA KUL, EFENDİMİZ'E ÜMMET OLAMADIĞIN İÇİN ÜZÜL

ÜZÜLÜRSEN, EFENDİMİZ'İN ŞEFAATİNE NAYİL OLAMAMA KORKUSUYLA ÜZÜL...
ÜZÜLMEMİZ GEREKENLER İÇİN ÜZÜLMEK DİLEĞİ İLE,
SELAM VE DUA İLE

 

.........................................

 **vav**


Ey Aşkın Binbir Başlı VaV Hâli!



Ey sonsuz kavram
Gaflet vaktinde
Gel gönlümün üstüne
Usta bir hattatım ben
Aşkı çizerim mekânlara
Aşk sığmaz ki bu ummana
Vav olur gözlerimiz
Bürünürüz canlara
Bir seyyah gibi
Gelip göçen, göçüp giden
Bu mekândan mekân’a
Demem o ki
Tarifini yapamam ben imkâna
Bir hattatım
Zamana vav çizmekteyim
Hilal’in dolunaya
Dolunayın hilal’e dönüştüğü zamana…

Ve mahlukat!
Nefes nefes aşk çekerken Mevla’ya
Üstümde aşk kokusu var
Yaşadıkça beni yontar
Ve benzetir insana


Elimde vav
Gönlümde vav
Gözümde vav
Dem dem vav kesilirim
Beni insan yapana...
Ey kalbimden geçeni bilen Allah’ım!
“Kulum” de kâfi bana
İster nârına garket
İster nuruna ,
selam ve dua ile
 
Büyük bir kelimedir. Oysa...
İçinde açıklama, kırgınlık, pişmanlık,
hayret, küskünlük ve daha bir dolu duygu barındırır.
Bazen tek başına koca bir paragrafı açıklamaya bile yeter...

"Oysa" dersiniz...

Oysa;

"böyle değildi başlangıçta,"
"beni sevdiğini söylüyordu,"
"başaracağından emindi,"
"çok güveniyordu kendine,"
"yağmur yağmayacak, bir değişiklik olmayacak, verilen sözler tutulacak demişlerdi,"
"burada olacağını söylemişti;"
"yapabilirim, yetişebilirim, toparlayabilirim sanıyordum,"
"çok uzak değil diye düşünüyordum,"
"başka türlü hayal ediyordum,"
Başına getireceğiniz her "oysa" anlaşılır bir burukluk taşımaktadır okuduğunuz şu cümlelerde...

Ölüm oracıkta duruyor, kapının kıyısında.
Kimine 80 yıllık bir renkli ömür veriyor,
kimini yirmisinde alıyor.

Oysa...

Oysa herkes hiç ölmeyeceğini düşünerek yaşıyor.
Bu yüzden hiçbir yere götüremeyecekleri "taşınmazlar" için diş biliyor, tırnak bileyliyorlar.

Bu yüzden hiç sakınmadan nefret ve öfke kusuyorlar.
Bu yüzden sadece kendilerine bakıyorlar, "iç" lerine hiç göz atmadan...

Oysa kısacık hayat.
Kendisine verilenin nasıl alındığını anlamıyor bile insan...

Bugün bir düşünsenize; üç ay önce, beş yıl önce, yirmi yıl önce ne düşlemiştiniz?..

Neler kurmuştunuz, ne çiçekler sipariş etmiştiniz ömrünüzün en güzel bahçesi için...

Görüyor musunuz "oysa" ne yaptınız kendinize?
 

  Ben beni birakirsam bile;
SEN beni birakma n'olur YA RABBB!!!! 
 

 "Eğer Allah'ı (c.c) hakkı ile tanısaydınız,dualarınızla dağlar yerinden oynardı". HZ.Muhammed (sas) :((

 
(...)??

February 02

K U T S A L E M A N E T L E R

 BURAYA TIKLAYINIZ VE İZLEYİNİZ

 

hırkai saadet sandığı          

 

Altın Hırka-i Saadet sandığı

Gecenin bir vakti Babüssaade’nin büyük demir tokmakları vurulur. Burası Osmanlı’nın idare merkezi Topkapı Sarayı’nın orta kapısıdır ve bu kapıdan içeride padişahla yakın adamları yaşamaktadır. Kapıağası Hasan Ağa, nöbet yerinden kalkar, Babüssaade’nin demir kanatlarını aralar. Kalabalık halde gelenler Arap elbiseli, Arap sîmâlı nûranî şahıslardır. Silah kuşanmışlar, ellerine bayrak almışlardır. Kapının yanında da dört nûranî kimse durmaktadır. Bunların ellerinde de birer sancak vardır. Kapıyı vuran şahsın elinde ise padişahın ak sancağı bulunmaktadır. Rüyasında Hasan Ağa’ya der ki: “Bu gördüğün Resul’ün (sas) ashabıdır. Bizi Resul (sas) gönderip selam etti ve buyurdu ki; ‘Kalkıp gelsin! Haremeyn hizmeti ona verildi. Bu gördüğün dört kimseden bu Ebu Bekr-i Sıddîk, bu Ömerü’l-Faruk, bu Osman-ı Zinnureyn’dir. Seninle konuşan ben ise Ali bin Ebu Talib’im. Var Selim Han’a selam söyle.” Birkaç saat sonra yanına geldiklerinde Hasan Ağa’yı gördüğü rüyanın ağırlığından şaşkın halde bulurlar. Önce hastalandığını sanırlar. Terden sırıksıklam olmuş elbiselerini değiştirirler.

Bu durumun gördüğü rüyanın ağırlığından olduğunu anladıklarında bunu bir iş için oraya gelen padişahın nedimi Hasan Can’a da anlatmasını isterler. 

 

doğduğu mekan    

İki Cihan Sultany’nın doğumuna sahne olan mekan
Âlemlere rahmet olarak gönderilen İki Cihan Sultanı (sallallahu aleyhi ve sellem), hicretten elli üç yıl önce rebiülevvel ayının 12. gecesinde, Fil yılında, milâdî 20 Nisan 571 Pazartesi tarihinde Mekke-i Mükerreme’nin Beni Ha?im mahallesinde, dedesi Abdülmuttalib’e ait evde sabaha karşı dünyayı Şereflendirdi.


Bir müddet daha mesken olarak kullanılan bu bahtiyar hâne, Harun Reşid’in annesi tarafından satın alınarak mescide dönüştürüldü. Osmanlılar zamanında yenilenen ve Mevlid-i Nebi diye anılan bu mescidin içinde Rasûlüllah Aleyhissalâtü ve’s-Selâm Efendimiz’in dünyayı şereflendirdikleri yer, bir sanduka ile işaretlenmişti.

Mevlid kandillerinde Mevlid-i Nebi’de ihtişamlı merasimler düzenlenirdi. Son dönemlerde bu mescit yıkılarak yerine kütüphane yapıldı. Yukarıda, pek bilinmeyen siyah-beyaz fotoğrafta Mevlid-i Nebi’nin Osmanlılar zamanındaki kubbeli-minareli hali, yukarıda da günümüzde aynı yerde bulunan kütüphane görülüyor..  

 

mührü saadet     

 

Mühr-i Saadet

Hz. Muhammed (sas) yabancı devlet reislerine İslam’a davet mektupları yazdırırken taşı akikten, halkası gümüşten yüzük şeklinde bir mühür yaptırmıştı. Bu mühür sıra ile Hz. Ebubekir’e, Hz. Ömer’e ve Hz. Osman’a geçmiş, ancak Hz. Osman tarafından Eris isimli kuyuya düşürülmüş ve günlerce aranmasına rağmen bulunamamıştır. Tarihçiler bu mührün kaybolmasından sonra Müslümanlar arasındaki birliğin bozulduğuna, devam edip gelen fitnelerin o zaman ortaya çıktığına dikkat çekerler. Hz. Osman bunun üzerine aynı yazıyı taşıyan başka bir mühür yaptırarak kullanmıştır. Mukaddes Emânetler arasında bulunan ve Bağdat’ta ele geçirilerek İstanbul’a getirilen mührün bu mühür olduğu tahmin edilmektedir. 1 cm. uzunluğunda olup, kırmızı akik taşından yapılmıştır. Üzerinde kûfî hatla “Muhammed Resulullah” yazan bu mühür hakkedilmiştir 

 

nal'ı saadet    

Nalın-ı Saadet

Rasûlullah’ın (sas) arş üzre basan mübarek ayaklarına değmekle şereflenmiş sandalet tarzı ayakkabılardır. Taban kısımları, birkaç kat tabaklanmış deri ya da köselenin dikilmesiyle oluşur. Ayağı bilekten ve üstünden kuşatan kayışların yanı sıra biri baş parmakla yanındaki parmak, diğeri de orta parmakla onun yanındaki parmak arasından geçen iki tane bandın bulunması en bariz özellikleridir. Nalın-ı Saadetlerin resminin bile berekete sebep olacağına inanılır, evlere, işyerlerine asılırdı. Hırka-i Saadet Dairesi’nde Nalın-ı Saadetlerle birlikte bunların metal ve ahşaptan modelleri de bulunmaktadır. (Küçük resim: Na’l-i Saadet Mahfazası) 

 

sakalı şerif   

 

Sakal-ı Şerif

Cenab-ı Peygamber Aleyhisselâm traş olduğu zaman saç ve sakal telleri ashab tarafından toplanır, hatıra olarak saklanırdı. Veda Haccı’nda traş olurken de Resûlullah’ın (sas) saç telleri çevresindeki ashabı tarafından kapışılmıştı. Bunlardan biri de alnına düşen saçları almak için Allah Resûlü’ne (sas) rica eden Halid bin Velid’di. Halid bin Velid, bu saç tellerini ölünceye kadar sarığının arasında taşıdı. Yemame Savaşı devam ederken başından sarığı düştü. Hazreti Halid, yere düşen sarığını almak için canını düşünmeden düşmanlar arasına daldı. Etrafındakiler bu hali garipseyerek ikaz ettiklerinde “Ben bunu başlığımın kıymetinden dolayı yapmıyorum. Fakat onun içinde Peygamber Aleyhisselâm’ın saçı bulunduğu için müşriklerin eline düşmesini istemiyorum. Ben onu hangi tarafa yönelttimse orası fetholundu.” dedi.

Bugün birçok tarihi camide, hatta aileler, şahıslar elinde Sakal-ı Şerif bulunmaktadır. Hırka-i Saadet Dairesi’nde de ellinin üzerinde Sakal-ı Şerif vardı. Cam mahfazalardaki Sakal-ı Şerifler kırk kat bohçaya sarılarak saklanır. Mübarek gün ve gecelerde salâvat-ı şerifeler okunarak ziyarete açılır, gönüllerdeki Peygamber (sas) sevgisi tazelenir, dünya gözüyle görmeden kendisine iman edenler bir nebze olsun hasret giderirler. 

 

nalin1   

PEYGAMBER EFENDİMİZİN ( SAV) SANDALETİ

peygamber-kilic    

PEYGAMBER EFENDİMİZİN (SAV) KILICI

peygamber-kilicbasi   

KILIC'IN YAKIN PLAN GÖRÜNTÜSÜ

peygamber-mektub    

PEYGAMBER EFENDİMİZİN (SAV)

YAZDIĞI BİR MEKTUP

gul%20(49) sen cana cansın efendim 

sen cana cansın efendim....

selatü selam senin üzerine olsun...

 


 


 

February 01

ALLAH RASÜLÜNÜN SOY AĞACI

              kirmizi_gul[1]                        
 
 
soy 
 
 
                 kirmizi_gul[1]                     
 

Custom HTML

Video

 
Taha ay yüzlüm sen sultansın yıldızları da al yanına
Yükleyen samanyoluhaber. - Videos of family and friends from around the world.

Custom HTML

Esma-ul Husna
 
sitene ekle

Windows Media Player

                                               

 

                                                                          http://byfiles.storage.live.com/y1pttqexxVKYDR_esch9Uoo7I0uhd68KD4SUgBipHLAelMwaEiY2O48PIFfU92pWkcqbALKqgtJHlI

www.tevhidnesli.dewww.tevhidnesli.de 












 


Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!.elimden geldiğince birşeyler yapmaya çalıştım buyurunuz efendim.sayfamla alakalı tüm yorum ve eleştirilerinizi buraya yazabilirsiniz.her türlü eleştiriye açığız inş. selam ve dua ile..

"http://img108.imageshack.us/img108/8776/iklimiberatkalemic3.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

Filistin'de Düğün Var Anne. Ama Ben Gidemiyorum…

 

Filistin'de düğün var anne…
Firdevs, kapılarını ardına kadar açmış konuklarını ağırlıyor
Yahudi namlusundan çıkan her bir kurşun
düğün davetiyesi olarak düşüyor göğüslere…
Filistin'de toplu düğün var anne…
Varsayın ki yanınızdayım demekle olmuyor biliyorum…

Nisa-75'i hatırlatma n'olur! Mazeretlerim var… Ben kadın değilim… Yaşlı da değilim… Çocukluğu terk edeli yıllar oldu… Dedim ya mazeretlerim var…Seninle büyütmediler Filistinlim…Seni sevmek neyi gerektirir?
Anlatmadılar…Uzaktan sevmekle olmuyor…
Dualarım sizinle demek de olmuyor…
,,,
Firdevs düğünleri kanlı olur biliyorum,
Barut kokularıyla uğurlanır gelin ve damat adayları…
Orda olmak lazımdı, farkındayım…
Dedim ya mazeretlerim var…
,,,
Evladını firdevse uğurlayan bir anne neden ağlar?
Annen bana ağlar Filistinlim, bana ağlar…
Varlığım acı verir annene…
Annen sensiz kalırken, ülkemin yazarları
öfkelerini makalelere kusacaklar…
Kahrolsun diyecekler yahudilere…
Oysaki 'kahrolsun! Kurşunu' ne öldürür ne de yaralar…
Ümmetin gazını almaktan öteye geçmeyeceğini de biliyorum…
,,,
Memleketinden yükselen her bir çığlık
Nisa–75 olarak düşer memleketime…
Ne ben farkındayım ne de hocalarım farkındalar…
Sen firdevs'in nüfusuna artı bir olarak düşerken
ben burada sırasını bekleyenlerden olur muyum acaba?
Bir gözüm Ahzap–23 de, diğer gözüm Nisa–74 de…
,,,
Seni sevmek neyi gerektirir?
Bunu bana anlatmadılar Filistinlim…
Klavye,Kalevye,Yürüyüşler merhem olmuyor farkındayım Ne zaman ki 'madde in İsrail'markalı davetiye düşer memleketime İşte o zaman anlarım acılarını…
,,,
Düğününe katılamadım;Var say ki tembelim…Var say ki korkağım…Var say ki kardeşlik ruhum yerle bir…Var say ki dünya hayatı aldattı…Var say ki ölümden korkuyorum…Var say ki cihadına küçük diyenlerden oldum…
,,,
Var sayma n'olur…Sen ki ebedi hayatı kazananlardan oldun…Ben ise ağzı açık bi şekilde firdevsteki hayatını okuyorum…N'olur gir rüyalarıma ve bana Al-i İmran 170'i oku…Buna çok ihtiyacım var…

Oct. 14

 cengizhan 

NEDÜNDE GİZLİDİR NEDE YARINDA

SAKLI OLAN HİÇ BİR ŞEY YOK DUR BENİM İÇİN.

 

 

Ben miyim karanlıklar içinde , yoksa karanlık mı benim içimde ? Güneşi mi kaybettim yoksa güneş mi unuttu doğmayı ?

Gecenin sessizliği mi çınlayan kulağımdaki yoksa sensizliğin içindeki sessizlik mi çığlık çığlığa bağıran?Ben miyim çıldıran yoksa sensizlik mi beni benden alan?Kelimeler mi yetmiyor anlatmaya yoksa ben miyim sevgimi anlatamayan sana?

Her Lafa Verilecek Bir Cevabım Vardır Önce Lafa Bakarım Laf mı Diye Sonra Söyleyene Bakarım Adammı Diye

üç kuruşluk adama beş kuruşluk değer verirsen seni arda kalan iki kuruş için satar.....

NE ZAMAN Kİ, DENİZLER GÖL, GÖLLER DENİZ OLURSA, KAYALARDA NÜLİFER, AĞAÇLARDA GÜL BİTERSE, GÜNEŞ KARARIR, AY ÇİMENLER ÜSTÜNE DÜŞE

 
 
 
            
Oct. 7
minciyewrote:

Allah derim
Sırtımda, taşınmaz yükü göklerin;
Herkes koşar, zıplar, ben yürüyemem!
İsterseniz hayat aşını verin;
Sayılı nimetler bal olsa yemem!

Ey akıl, nasıl da delinmez küfen?
Ebedi oluşun urbası kefen!
Kursa da boşluğa asma köprü, fen,
Allah derim, başka hiçbir şey demem!
                           (N. Fazıl Kısakürek )
 
Aug. 19

http://www.ebuzerr.com/anasayfa/cuma6.jpg
Ne olur Allahim !
Günah islerken alma canimi.., Tevbe ederken al.., Veya bir hayir islerken,senin rizan için..
Allahim !
Inan zor,cok zor bu savas.., Seytan zeki,nefsim ahmak,ben yavas.. Oyle bir an geliyor ki ,
Deniz bitti,umut karaya vurdu diyorum.., Rahmetin yetisiyor imdada..,oluyor bana yoldas..
Ah bir kuvvetlendirebilsem imanimi..,
Nefs’imi istedigim galiba bir sokabilsem..
Yazikki imanla küfür atbasi gidiyor.. Bitiş çizgisine çok kalmadi biliyorum.. Ipi gögüsledigimde, Iman olsun o gösün içinde..
Ne olur Allahim !
Kafir olarak alma beni huzuruna.., Yak gerekirse su günahkar bedenimi..
Yillarca cehenneminde..,
Ama son nefeste imanla al canimi,ne olur Allahim !..
Merhamet et su günahkar kuluna, Canim feda kitabinin ,Habibinin yoluna..
Biliyorum günahkarim,isyankarim ben ama, Rahmetinin büyüklügü umudum,
Beni nefs’imin ve seytanin eline birakma Allahim !.




IRAK - IRAQ
ırak bayrağı 4 resimleri
                      ÇEÇENİSTAN - CHECHNYA              FİLİSTİN - PALESTINE

http://www.ajanskafkas.com/uploads/Cecenya/bayrak.jpgfilistin bayrağı resimleri
DOĞU TÜRKİSTAN - EAST TURKESTAN

http://www.euroimaj.de/haber_images/DoguTurkistanGokBayrak_29042009.120415.jpg

 
 
 

Sevdiğin birini yitirince bir yanın onunla beraber topraga koyulur..Harabe  bir ev gibi buruk bir yanlızlığa esir olur yureginiz hep kanar kanar ruhunuzda tufanlar olur!Eviniz, yureginiz, hayatiniz da eksiklik hissedersiniz!!Öyle bir yara ki üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin genede canını yakar.Acisi hafiflese de hep daha fazla boslugunu yoklugunu yureginizde tasirsin..Öyle bir yaraki iyileştiğinde bile kanar.Bir daha gülemeyeceğini,asla hafifleyemeyeceğini sanırsın.Karanlıkta el yordamıyla ilerler gibi akar hayat. Önünü göremeden,yönünü bilemeden,sadece şu anı kurtararak..Gönlünün kandili sönmüş,zifiri gecede kalmışsındır.Ama işte ancak böyle durumlarda, iki göz birden karanlıkta kalınca, bir üçüncü göz açılır insanda.Kapanmayan bir göz...Ve ancak o zaman anlarsın ki bu alem sonsuza dek sürmeyecek. Hazandan sonra başka mevsimler, bu çölden geçince nice vadiler gelecek;bu ayrılığın ardından da ebedi vuslat ile sevdigimize kavusacagiz...

 
July 17

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

ZALİMİN ZULMÜ VARSA MAZLUMUNDA  ALLAH`I VAR..BUGÜN KORUMASIZ KIMSESIZ HALKA ZULMETMEK KOLAY..YARIN HAK KIN DİVANI VAR...Rahman ve Rahim olan Allah'ın adı ile
"Sakın,Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma!
Ancak,Allah onları(cezalandırmayı),korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor." İbrahim Suresi 42.Ayet
BUTUN MUMINLER KARDESTIR

 

ALLAH(cc) RIZASI İÇİN ÇİN MALLARINI ALMAYALIM
UNUTMAYALIMKİ ALDIĞIMIZ HER ÇİN MALI ÖDEDİYİNİZ HER KURUŞ TÜRKİSTAN'DA BİR TÜRK KARDEŞİMİZE SIKILAN BİR MERMİ ATILAN BİR BOMBA OLARAK GERİ DÖNİYOR... 

30 milyon Müslüman Türk’ün, dert sofrasından yiyip içtiği acılı bir coğrafyadır Doğu Türkistan… ‘’Öz yurtlarında parya ‘’ olan bu insanlar, senelerdir zulmün en kallavisini işkencenin en agrini  görüyorlar…

Çin'in hayvan zulmüne 1,5milyon lanet varsa TÜRKE zulmüne 1,5Milyarı geçer

    ’Eğer siz İslam’la ilgilenmezseniz, İslam sizinle ilgilenecek




    traitor china







    July 16
    EY HER ÂNININ ölümüyle lezzetindeki elemi tattığı halde hâlâ den’i olana hırsla sarılan nefsim!
    Sanki dünya olmuşsun da ömrünün kıyamete kadar süreceğini vehmedip habire erteleyip duruyorsun.
    Heyhat! Nice kıyametler kopmuş başına da farkında değil misin? Yakın olan her geleceğin aslında gelmiş olduğunu bilmiyor musun?

    SİNCAN DEĞİL, DOĞU TÜRKİSTAN…

    Etnik sorunlarda çok hassas(!???) , soykırımı sorunlarında kül bırakmayan BATILI İNSAN HAKLARI KORUYUCULARI nerededirler?

     

     Konusmak isterdim

    Konusmak yeterli olsaydi...
    Kelimeler yutulup,
    Kalbe inebilseydi..
     Göz göremedigini görse,
    Akil akledemedigini...
    Belki o zaman
    Daha az üzülürdük
    Bir hüzün nöbeti sirasinda
    Kör ve sagir ve dilsiz olmak
    Yeniden yorumlanirdi bize....
    Ve biz `kendimiz` olurduk;
    Anlayan,
    Anlatan
    Anlasilan
    HAKKINI SAVUNAN ...
    July 10
    el-AKSA!!!
     

    Kudus Günü Adına

     

    Gözlerimden Bir Damla Yas Aksa; Adı

    AKSA Olsa... 

    Ne de Rahmet dolardi  gökteki bulutlara,coşa gelir ve yağardı yağmurlar Kudüs’ün yanık bağrına…

    Ahh yerlerin minik mücahidleri, ahh göklerin şanlı şehitleri… öpmek isterdim o taş atan minik ellerinizi teker teker. Belki o zaman elleriniz hüzün dolu bağrımı teskin eder.

    Ahh Şeyh Ahmet Yasin, senin gülüşünle gülerdim hep. Sarıldım hayaline, asr-ı saadetten günümüze taşıdığın kokuna doyardım. Ne de büyüktü yüreğin senin, tüm ümmeti kucaklardı çolak ellerin, öpülesi ellerin…

    Sokakları düşer aklıma Gazze’nin. Barut, kan ve cesetlerin arasında dirilen, direnen; o kökleri ta cennete, dalları yüreğimizde kutlu sevdanın mubarek, mukaddes, muvahhid erlerini görür gibiyim yanımda. Bağrında bir kurşunla cennete “selam” diyenlerin şehadetini ve meleklerin onlara şahitliğini işitir gibiyim. Okul çıkışlarında, oyun sahalarında taşa karşı mermi oynayan cennet gözlü çocukların tekbirlerine eşlik ederim. Düşerim yollara, kahpe Yahudi’nin inancını boğarım, var gücümle…

    Ruhum bir siper olsa ve kurtulsa Aksa… Bir damla kanım Aksa, cennete kadar, şahitliğe kadar, şehitliğe kadar el-AKSA!!!

    July 4
    سْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
     
     
    الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُمْ مُصِيبَةٌ قَالُوا إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ
     

    Cuma15_05_2009.jpg image by bekirkaraduman
     Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim
     Ey Allahım ! Efendimiz, büyüğümüz Muhammed'e, evladu iyaline, ashabına salatu selam eyle.(Rahmet et, selametlik ver.)

    Güllerin Efendisi

    Güllerin Efendisi dediler ya Sana.. Gülleri sevmem bundandır. Gülizarlarda dolaşıp üzerime çiğ çiğ gül kokuları yağsın demem bundandır. Hasretlik bir sevdayı güllerle bezenmişçesine içime çekişim ve her hayal kırıklığında Senin kırık kalbini hatırlayışım bundandır efendim..
     
    July 3
    vealeykümselam,mübarek.
    hangi resim olduğunu pek anlayamadım
    lakin profil resmi size mi ait bunumu demek istiyorsunuz?? 
    eğer öyleyse buna engel olalım inş..
    July 2

     

    بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲارَّحْمَنِارَّحِيم

     

    YETİMLERİ ve KİMSESİZLERİ KORUMAK

    şimdi yetim kaldım şimdi garip oldum!

    Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in yetimler hakkındaki hadîs-i şerîşerinden bir kısmı şöyledir:

     Ben ve yetimi himâye eden kimse cennette şöylece beraber bulunacağız.” buyurmuş ve işâret parmağıyla orta parmağını, aralarını biraz aralayarak göstermiştir. (Buhârî, Talâk 14, 25, Edeb 24)

     Bir kimse, müslümanların arasında bulunan bir yetimi alarak yedirip içirmek üzere evine götürürse, affedilmeyecek bir suç işlemediği takdirde, Allâh Teâlâ onu mutlakâ cennete koyar.” (Tirmizî, Birr, 14)

     Bir kimse sırf Allâh rızâsı için bir yetimin başını okşarsa, elinin dokunduğu her saç teline karşılık ona sevap vardır.” (Ahmed bin Hanbel, V, 250)

     

    orangerosezb8

    pembe_gul_resimi

    Bir imtihandır yetim. Yiyen, içen, yürüyen, konuşan bir imtihan.

    Dul annesine, dedesine, amcasına, babasının din kardeşlerine, insanlığa imtihandır.

    Kazanırken herkesinin kazandığı, kaybederken ise, yetimden önce öbürlerinin kaybettiği bir imtihan.

     mala esaretimizin olup olmadığı, “benden doğmasa bile bana ait” çocuklarımın, bağrıma basacak bebelerimin olup olmadığını test eder.

    İnsan ve mal yan yana geldiğinde neyin öne geçeceğini test eder.

    İnsanla başlayan ve onunla devam eden bir imtihanın adıdır o.

    Yetimlikle iç içeyiz. Kimse bir yetimin torunu olmadığını belgeleyemez. Bu ümmetin peygamberi de yetim geldi. Yetimi korudu, yetimi kollamayı vasiyet etti. Rabbi ona emretti o da ümmetine. Yetimi okşadı. Yetim babalarına cennet vaat etti. Cennette kendisine iki parmağın yakınlığı kadar yakın bir konum vaat etti.

    Yetim olabilirdim, o ezikliği ve eksikliği yaşayabilirdim. Babalı büyümenin şükrü olarak bir yetime kefil olma ve ona yürek açma vefası göstermek kendini anlamış olmaktır.

    Yetimle sabrımız ölçülür; insanların neredeyse kendi çocuklarına tahammül edemedikleri bir zamanda, dinden ve insaniyetten kardeşimiz olan “elin çocuğu”nun yerli yersiz sıkıntılarına ne kadar tahammül edebileceğimiz ölçülür.

    İman ettiğimiz Rahman Rabbimizin rahmetinden payımıza ne düştüğü ölçülür.

    Bunun için yetim rahmettir, sabırdır, ispattır, imtihandır.

    Sadaka vermenin, Allah yolunda infakın en verimli alanlarından birisi yetime bakmak, onun hayatına kefil olmaktır..

     

    July 1
    FURKANwrote:
    Esslamın aleyküm abi sayfanı inçeledim.Çok beyendim Allah'a emanet ol.
    Buda benim sana yazdığım bir yazı ama benim beğendiğim bir yazıdır:
      Her Tövbe Bir Müjdedir...

    Hz. Peygamber A.S. Efendimiz şöyle buyurdular:
    Bir adam bir günah işlemişti. “Allahım günahımı bağışla!” diye yalvardı. Bunun üzerine Allahu Tealâ şöyle buyurdu:
    “Kulum bir günah işledi ve günahını bağışlayacak, onu günahından dolayı hesaba çekecek bir Rabbi olduğunu bildi.”
    Adam bir daha günah işledi ve tekrar, “ey Rabbim, günahımı bağışla!” diyerek Allah’tan af diledi.
    Yüce Mevlâ aynı sözü bir daha buyurdu. Bu adam tekrar günah işleyip yine af dilediğinde ise şöyle buyurdu:
    “Kulum bir günah işledi ve günahı bağışlayacak, onu günahından dolayı hesaba çekecek bir Rabbi olduğunu bildi. Ey kulum! Ne yapsan da ben seni affettim.”
    (Buharî, Müslim)
    * * *
    Bu müjdeli ifadeler insanı günah işlemeye değil, tevbeye teşvik ediyor. Zira hadis-i şerifte açıkça bildirilen engin rahmetin sebebi, günahtan hemen sonraki yakarış ve tevbe.
    Evet; insanoğlu hata ve günah işlemeye meyilli. Bunun sebebi ise yaradılışndaki zayıflık.
    Ama onun bu kusuru her an büyük bir avantaja dönüşmeye de elverişli. Kalpten, gösterişsiz, samimi bir yakarış ve özür, işte merhametliler merhametlisi Rabbi’nin hoşnutluğu.
    O hoşnutluğun ardında ne mi var?
    Tabii ki ebedi mutluluk ülkesi...

    June 18
    zeynepwrote:

    Dünya müminin zindanıymış,

    Bunaldım bu zindandan Allah’ım!

    Yüreğimdeki sevgini öyle büyüt, öyle büyüt ki,

     
    Yüreğim artık bu dünyaya sığmaz olsun..

    Aşkım miracım olsun Allah’ım, Aşkım miracım olsun!

    Kalbim bir Burağa dönüşsün ve beni alıp sana getirsin.

    Yedi kat göğü aşkınla aşıp huzuruna varayım,

    Huzurunda başımı secdeye koyayım,

    sonsuza dek hep öyle kalayım yarab!

    Öyleyken bir kere nazar et,

    Bir kere “Kulum!” de, kendimden geçeyim yarab!..


    Ey Azrail! Sen ne güzel bir meleksin!..

    Beni vuslatıma erdirir misin?

    Sevgili’ye götürür müsün beni?


    Kurtarır mısın beni bu dünya zindanından?..

    Ey bizleri yoktan aşkıyla vareden şanı yüce Allah’ım!

    Beni aşkınla varettiğin gibi, aşkınla yaşat ve aşkınla yanına al!

    Ya Fettah! Gönül kapılarımı sevgine aç!

    Ya Latif! Bana sevgini, mağfiretini,

    bana cennetini, cemalini lutfet!

    Sevdiklerini sevmeyi nasip et Allah’ım!

    Ya Vedud! Ey sevgiyi vareden, sevgiyle vareden!

    Ey aşkı yaratan!

    Aşkın kaynağı, Aşkın merkezi, Aşkın ve aşıkların kıblesi!

    Ey en çok seven ve en çok sevilen,

    Ve sevilmeye en çok layık olan Allah’ım!

    Ey En Büyük Sevgili! Bana sevgini bahşet!.

    CUMANIZ MÜBAREK OLSUN HERDAİM

    HAYIRLA KALINIZ

     

    May 29
    BeRAt BeRAtwrote:

    'Ama biz tenhalaşmıyoruz ki ' dedi genç kız gözlerini yere indirirken....


    Biz sadece sohbet ediyoruz..... Konuşuyoruz güncel mevzulardan, yazıdan ve kelimeden, gidişattan... zaman zaman havadan ve sudan… bazen derinlemesine, bazen öylesine… ama saatlerce....

    Tenhalaşmıyoruz dedi genç kız ısrarla...


    Oysa neydi tenhalaşmak; kötü karakteri şeytan olan üç kişilik bir film seti… Ya da iki kişinin şeytana yol haritası çizdiği bir yarışın en önde seyreden otomobili…


    Bir yalnızın iki olabilmek adına nefsinde verdiği "kalbim temiz" brifingleri. .. kimine göre bir kapıyı kapatmak kadar basit bir eylem... kimine göre tüm kapalı kapıların üstüne kilitlendiği yarı karanlık bir sofa...


    Bazen bir kadın ve bir erkeğin diğer tüm beşerin soluk alıp vermesi kadar çok bahaneyi “doğru düşünce ve prensip” duvarlarına vurması, çarpması, kırması ama yok edememesi…


    Bazen de “biz iki olgun insanız, biliriz kendimizi” diyerek çiftlerin dağların zirvesinde, ya da ormanın gölgesinde, yahut ırmağın akışında, tenha adına en tenha neresi varsa orada bile tenhalaşamaması…yani yok edememesi o kesin hadis-i şerifi… sorumluluğunu buharlaştıramaması… o sorumluluk ki kadın ve erkeği saçından yada eteğinden kavrayıp kalabalıkların içine çekmeye muktedirdir…


    Ama biz tenhalaşmıyoruz dedi kız üstüne basa basa…


    Oysa ona göre sadece bir odada yalnız bırakılmışlık haliydi tenhalaşmak… bir bay-bir bayan; masa, koltuk ve sehpa, duvar, halı ve pencere…vs… oysa yaşanan neydi; bir bay-bir bayan; ekran, kablo ve teller, kodlar, 01 ler, adresler…vs…


    Bu açıdan bakmayı sevmedi genç kız “seslerimizi duymuyoruz mesela” dedi … oysa ses, havanın ses tellerini titretmesi ve dilin beyinden aldığı emirle o çıkan tınılara hükmetmesi demekti; ya dilim elime inip, parmaklarıma yürürse... mesela tuşların her biri ses teli hükmüne geçip, parmaklar dil gibi ona hükmediyorsa… öyle ya dile hükmeden akıl, parmağı başıboş bırakmaz değil mi?


    Ama bakışlar yok dedi kız... gözler, anlamın ruhtan süzülerek ışıldadığı tek yerdir dedi... "kaş ve göz yok!"dedi … oysa bakış; bir anlık iletinin yanıp sönen sarı lambasından sadece birkaç “an” daha fazla yaklaştırır günaha… camların önünde sevdiğinin bir bakışını yakalamak isteyen insanın duyduğu iştiyakın belki yüzde kaçını, muhabbet ve ünsiyet kurduğu bir kişinin “oturum açıldı” panosunu görünce de hissedebilir insan dediğin… söz bakıştan daha tehlikelidir bazen... aşık olduğu kişinin gözlerine yanıp yakılan bir insan iş muhabbete gelince dumura uğrar bazen.. yine ve daha fazla sözleri kalbi güneş gibi saran bir insanın gözlerini görmez olur aşık…yani söz o bedenin gözü, saçı, eli, ayağı oluveririr…


    Ama harama giden bir ayak, harama uzanan bir el yok ki dedi kız; oysa bazen tüm küçük adımları koca bir adıma sığdırıp tek adımda bulaşırız günaha… ve elin tek bir hareketi ve bazen masum bir “tık” sesi ; bazen o kadar da masum ve yalın olmayabilir… illa günah sıcak ve akıcı mıdır…seni alıkoyan her günah ister millerce uzağında olsun, ister ışık hızı yakınında olsun senin ceza sebebindir…


    Bir başka mütedeyyin bey ben eşimi aldatmam ki dedi özelindeki 12. bayanla konuşurken… biz nitelikli sohbet ediyoruz... sözüm ona beyin fırtınaları estirmektedirler… içeride yan odada çocuklarına laf anlatmaya çalışan hanımsa kendisine ne zaman sıra gelecek diye bekler durur… beklesin bey irşad etmektedir, cihad yazıları yazmaktadır…


    Normal yaşantısında tek bir beyle bile kişisel muhabbete girmeyen dindar bayanların adres defterinde onlarca bey ve bilgisayar başında geçen onlarca saat… “kendin”leştirirsin yazıyı ve imgeleri.. komiksindir… cazipsindir… denksindir.. ama çoğu kez Allah’a yalan söylersin… ben sadece din adına yazıyorum, öğrenip-öğretiyorum dersin… "kardeş" dersin ama bunun şimdilik olduğunu bilirsin…


    Velhasıl; insan gittiği her yeri kendileştirir… sanalı da, hayali de… içindeki isyankar yanına bir rumuz takar, isyan eder sinirlendiği konu başlıklarına… içindeki saldırgan yanına bir isim takar sevmediği şahıslara saldırır… kalbine hapsettiği aşık yanına bir isim takar ve site site maşukunu arar… bazen gününde değildir mütevazı takılır… ama asla ve asla kendi ismini kullanmaz.. kendi ismi mütevazi olamayacak kadar dik, saldırgan olamayacak kadar asildir…


    Aman canım sanal ortamdayız dedi kız son koz olarak… unutmayalım ki; tüm yaratılmışların ve tüm buudların, bildiğimiz-bilmediğimiz tüm alemlerin ve dahi sanal alemin ilahı yine Allah (CC) tır. Ve şeytan kendini götürdüğün her yerde ya eline ya parmağına musallat olmaya devam edecektir…


    Ve son söz kendimedir.
    Umarım ayşe genç sen eriyip tükenmezden evvel sahip olduğun tüm plastikler eriyip kaybolur... ve sen bulduğun tek kömür parçasıyla ağaç kabuklarına yazı yazmaya mahkum edilirsin….


    Ayşegül Genç

    May 18
    http://img198.imageshack.us/img198/9843/cumatebrigirbg.jpg

    إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْإِحْسَانِ وَإِيتَاءِ ذِي الْقُرْبَىٰ وَيَنْهَىٰ عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْيِ ۚ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

    İnnallâhe ye’muru bil adli vel ihsâni ve îtâi zîl kurbâ ve yenhâ anil fahşâi vel munkeri vel bagy(bagyi), yeizukum leallekum tezekkerûn(tezekkerûne).

    Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.

    Nahl 90

    Sadakallahülazim  / Allah doğru söyledi

    http://img194.imageshack.us/img194/9748/kuranrbg.jpg

    Sana bir dua eden olsun...

    Sen birine dua et..

    Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır......

    Karanlıkları aydınlatan....

    Sana ummadık kapılar açan....

    Bilmezsin kimin için etti
    ğin duadır.......


    Seni böyle ayakta tutan....... can dostlardır

    headerphoto


    "Dünya çok kısa... Ahiret sonsuz olunca, sonsuzun yanında asırlar bile kısa kalır. Çok kısa küçük hayırcıklar, az bir şey. Asıl hayır ahiret hayrı..."

    (02
    . 02. 2001 - Avustralya, Esat Coşan Hocaefendi)

    "İslâm'a hizmet her Müslümanın görevidir; sadece hocaların, müftülerin, vaizlerin, hafızların değil... Her mü'min, kendi meslek alanında ve kendi eğitim birikim, imkan ve müktesebatı (edindiği bilgiler) miktarınca, elinden geldiği kadar İslâm'a ve Müslümanlara faydalı işler yapmaya çalışmalıdır, bu ağır yükün bir kısmını üzerine almalıdır ki, İslâm payidar olsun, gelişsin, yayılsın, güçlensin. Bunun şerefi, sevabı, mükâfatı çok büyüktür. Rabbim cümlenize bu mazhariyeti (şerefi) nasib eylesin!"

    (İslam Dergisi, Halil Necatioğlu,. Mart 1998)

    img128/4313/sampbfbfef012ae796d7ex9.jpghttp://img104.imageshack.us/img104/9335/allahrazolsunls0.jpg

    May 15
    EN GÜZEL HAREKETLİ DİNİ RESİMLER resimleri - islamiyazilar.comEN GÜZEL HAREKETLİ DİNİ RESİMLER resimleri - islamiyazilar.com                  
     
    May 14

        

     
    google İSMAİL DURMAZ CEP yazın BU SİTEYİ HERKESE TAVSİYE EDİNİZ HARAMLARA DİKKATEDİNİZ İZLEYİN İÇKİ ve KUMAR  ZİNA  FAİZ  AÇIK SAÇIK  GÖRÜNMEK HARAMDIR NAMAZ CENNETİN ANATTARI  HAK DİN İSLAMDIR HUZUR İSLAMDADIR HOCALARI   BİRER  BİRER  DİNLEYİN   TIKLAYIN 
    http://www.youtube.com/watch?v=AxalPNBFfJA&feature=related http://xat.com/nurdestesi http://www.radyodavet.com.tr i.D 4 http://www.ismaildurmaz.tr.gg/Ana-Sayfa--.htm http://www.youtube.com/watch?v=MnjhsvMhYig http://mehmetselimpolat.blogcu.com/hanif-dosyasi_25945491.html  http://blip.tv/file/817240?utm_source=aolvideo&utm_medium=aolvideo http://blip.tv/file/816909 http://blip.tv/file/582948        http://blip.tv/file/811657 http://cid-0e370d0cafc12be7.spaces.live.com/default.aspx?sa=738469586  http://islami-sohbetler.blip.tv/file/564718/  http://audici.blogcu.com/ebu-hanife-online-izle_34573671.html http://feeds.feedburner.com/Islami-sohbetler  http://h1.ripway.com/ayancikzaviyeky/Diziler/EbuHanife.htm   http://ilahi.wordpress.com/tag/kuran/ http://dini-sohbetler.blogspot.com/2008/01/islamda-namaz-ahmet-mahmut-unlu.html http://tumfilimler.tr.gg/Dini-Filimler-2.htm http://www.islamiforum.info/Dini-Filmler/Mal-ve-Para-Sevgisi-72.html         
    http://blip.tv/file/636517/  http://islami-sohbetler.blip.tv/#671560  http://www.cubbeliahmethoca.tv/    http://teymiyye.blip.tv/#1375015  http://yehutube.com/yehutube.ex


                 CENNETİN ANATTARI  NAMAZDIR  NAMAZ  ALLAH  HEPİNİZDEN  RAZI  OLSUN
    Müslümanın Hayatında Namaz İbadetin Önemidir...
     
    canl__namaz.gif
    Apr. 30
     VarsayılanAğlıyorum İşte...

    Ne çok şey anlatır gözyaşları...Bazen söylenemeyen sözlerin sesi, bazen bir pişmanlığın diyeti ,bazen de bir sevda nefesi...Sessizliğin çığlıklarıdır aslında gözyaşları...Anlatılamayanı anlatmak ister karşısındakine...Eğer anlayabilirse...


    İnsanoğlu bi garip...Sevinir ağlar, üzülür ağlar, hasret çeker ağlar, kavuşur yine ağlar. Kelimeler kifayetsiz kaldığında, gözyaşları görev başındadır. Aslında ağlayabilmek büyük bir nimet...Ve ağlamak taş kalpli olmadığımızı gösteriyor. Hala insan olduğumuzu, hissettiğimizi, DUYGUSUZ olmadığımızı...


    Ama bazen gözpınarlarından aşağı süzülemez gözyaşları...Onlar dışa akıp ziyan etmezler kendilerini...Çünkü çok daha önemli bir görevleri vardır. İçteki bir yangını söndürmek isterler. Göz kapaklarınızın alev alev yandığı, boğazınıza bir şeylerin düğümlendiği, burnunuzun direğinini sızladığı oldu mu hiç? Dikkat ettiniz mi o anlarda gözyaşlarınızın istikameti neresi? En zor olanı bu belki de...


    Ağlamak zayıflık mı? Neden ağlamamız gereken anlarda; yumruklarımızı, tırnaklarımız avuçlarımızı kanatıncaya kadar sıkar, boğazımızdaki düğümleri yutkunarak gidermeye çalışırız? Neden kaçırırız buğulanan gözlerimizi başkalarından?


    Bakın ağlıyorum işte! Utanmıyorum kimseden...O kadar içime akıttım ki gözyaşlarımı!...Artık zapdedemiyorum içimdeki çağlayanı....

    Ağlıyorum dostlarımın vefasızlığı için
    Ağlıyorum Yaradana vefasızlığım için
    Ağlıyorum özlediklerim için
    Ağlıyorum özleyip de kavuşamadıklarım için
    Ağlıyorum içimi acıtan kalp kırıklıklarım için
    Ağlıyorum istemeden de olsa kalbini kırdıklarım için
    Ağlıyorum unutulmaması gerekenleri unuttuğum için
    Ağlıyorum yaklaştıkça uzaklaştıklarıma
    Ağlıyorum tanıdıkça çirkinleşenlere
    Ağlıyorum kıymetini bilemediklerime
    Ağlıyorum sevsem de yüz bulamadıklarıma
    Ağlıyorum ziyan olan yıllarıma
    Ağlıyorum bir ömür ağlayamadıklarıma...
    ALANIMA YAPTIĞINIZ PAYLAŞIM İÇN A.R.O .
     
     
    Apr. 30
    ALLAH"IM

    BU GÜN ÖMRÜMDEN,
    BİR SANİYE,
    BİR DAKİKA,
    BİR SAAT,
    DAHA BİTTİ...
    ALLAH"IM
    Senin sevdiğin şeylere bakmıyorsa bu gözlerim,
    Gözlerimi kapat ALLAH"IM...
    Senin sevdiğin şeyleri,
    Söylemiyorsa bu bu dilim,
    Dilimi tut ALLAH"IM...
    Senin sevdiğin şeyleri,
    Tutmuyorsa bu ellerim,
    Ellerimi tut ALLAH"IM...
    Senin sevdiğin yerlere gitmiyorsa bu ayaklarım,
    Ayaklarımı yürütme ALLAH"IM...
    Seni anmıyorsa bu KALBİM,
    Kalbimi durdur ALLAH"IM...
    BU GÜN ÖMRÜMDEN,
    BİR SANİYE,
    BİR DAKİKA,
    BİR SAAT,
    DAHA BİTTİ...
    ALLAH"IM...

    Yazarı..Aciz çıtkırıldım_81...
    Apr. 11
    iremhanwrote:

    Herkesin yalnış bildiği ve günlük hayatta çok yalnış, anlamı dışında kullanılan bir söz bu; Haydan gelen huya gider...

    Bu söz, günlük hayatımız içinde "kolay ve emeksiz kazanılan şeyler elden kolay çıkar" gibi bir anlam yükleyerek kullandığımız bir atasözüdür...

    Oysaki bambaşka bir sözdür bu ve bambaşka bir anlam içerir....

    Bu cümlenin aslı; "Hayy'dan gelen Hu'ya gider" dir... Yani,Yüce Mevla'mızın "Hay" ve "Hu" sıfatları kastedilerek, " Her zaman diri olan Rab'den gelen yine o Rabbe dönecektir." manasına gelen bir sözdür... "İnna lillah ve inna ileyhi raciun" ayetinin tasavvuftaki karşılığıdır..

    SELAM VE DUA İLE ABİİ.CIKTIĞINIZ BU YOLCULUKTA SİZE VE EŞİNİZE MUTLULUKLAR DİLERİM

    Dec. 25
    Bu zamanın gençlerine neler tavsiye edersiniz?

    Hekimoglu Ismail diyor ki:

    1.Bizim gençlerden istediğimiz birşey var. Gençlerin büyük adam olmasını istiyoruz.

    Sizler aradığınız nizamı bulmaya değil kurmaya geldiniz. Büyük olması gereken gençler büyük adam olmak için şunları yapması gerekir: İlk başta içkiden, kumardan ve kız arkadaştan uzak kalmalıdır. Sonra namaza muntazam bir şekilde devam etmeli ve lisan öğrenmelidir.

    Böyle kıymetli insanlar yetişecek ve bu kıymetli insanlar milletin devletin dertlerine derman bulacaklardır. Şunu bunu tenkit etmek bu niye böyle, şu niye böyle demek yerine biz ne yapacağız? Onu sormak lazım.

    Bazı insanlar ben başbakan olsam der. Başbakanlığı bırakıp mahvolmamanın çaresini bulmak lazım. Bugün herşey insanın düşmanı olmuş. Kahvehaneler, bartlar, meyhaneler, plajlar, açık saçık kadınlar...vs. Bunlardan nasıl korunacağız? Onların çaresini aramak lazım. Zira her günah bir bataklıktır. Günahlara batanlar kaybolup gidiyor. Bugün devleti kurtarmaktan ziyade kendimizi nasıl kurtaracağız? Onu düşünmeliyiz. Kendini kurtaran insanlar devlete de millete de faydalı olur.

    2.Ahiret var mıdır? Ölüm hiçlik ve yokluk mudur? soruları şuanki genç neslin kafasını çok sık kurcalıyor. Bu tür sorulara ne dersiniz?

    Bu dünyayı yaratan Allah (c.c) bir başka dünyayı da yaratmıştır. Ona ahiret denir. Ölüm hiçlik ve yokluk değildir. Ölüm ebediyen yaşamaktır. Herşey ölüp ölüp dirilmektedir. Ölüpte dirilmeyen birşey gösteremezsiniz. Bakın ölü gıdalar yiyoruz. Diri diri geziyoruz. Ölmüş gıdaları midemizde dirilten Allah (c.c) ölmüş insanları da diriltecektir.

    Ölüm uykuya benzer. Uykuda yatıyoruz cenaze gibi. Ölüm de derin uykudur. Başka aleme geçeriz. Orda dünyanın hesabını veririz. Ölüm kötü olsaydı, ölür müydü peygamberler. Demek ölüm kötü değilmiş!

    Müslümanların bayramı olan

    cumanız mubarek olsun 

    Selam ve dua ile..ÜzgünçıtkırıllddıımmÜzgün

    Nov. 14
    iremhanwrote:
    Sözlerim bittiğin/de..

     

    ..Sözler düğüm oldu dilde..

      ..Yaş kalmadı, kurudu gözde..

         ..Diken battı, "gül"üm durmadı elimde..

           ..Aşk doldu gönülde, doldu da taştı bile..

             ..Susmak, çâre miydi ezelde.?

               ..Yoksa, devâ mıydı zâhirde..

                 ..Bilemedim ey cân..

                   ..Aslâ bilemeyecem de.!

     

                            " birimiz şarkta, birimiz garpta, birimiz mazide, birimiz müstakbelde, birimiz dünyada, birimiz ahirette olsak biz birbirimizle beraberiz"

    Nov. 8
    iremhanwrote:

    http://blufiles.storage.live.com/y1p_RDYBF0kTNDHHIjhZD9BqpGNVCdAXNxdrEGkRzbQ4eTSs-nbrLWIf39U82T23b1nZSFBVMU68X4

    Bir et parçasının temayülleri

    Kalp:
    Göğsün en korunmuş kutsanmış yerinde uğuldayan çığlık. Hayatın sınırlarından tutunduğumuz kulpu. Kadim zamanlarda yerleştirilmiş uydu. Lacivert gecelerin saklandığı kuytu. Aydınlığı doğuran coşku. Benzeri asrısaadetli hatıralarda bulunabilecek vurgu…

    Eski bir yıldız, ışığı asırları aydınlatacak. Söndüğünde şehrin ya da şiirin birer beyti kararacak. Hezimeti hizmete çeviren bu et parçası taşlaşmadan haşlanmalı imanın güneşiyle doğan sabahlarda…



    Yürek:
    Cesaret ülkesinin efendisi. Aslan kaplan ya da başka huyların vücuttaki abidesi. En korkunç zamanların kaçmak bilmeyen külkedisi. Ayakkabılarını unuttuğu yerde durur, Yakup’un Yusuf’un gömleğine yüzünü sürdüğü andaki hissi. Bedir’de Uhud’da Hendek’de hayat bulur Muhammedi ifadesi.



    Gönül:


    Kapı. Maddiyatın maneviyata açıldığı kapı. Cismin isimlerle hitabı. Aklın dili, ruhun kitabı.

    Dünyanın minaresi Ahiretin mihrabı. İmanın, aşkın her türlü hissiyatın ikamet yeri bu yapı.

    Cahiliyeden üsvei haseneleri çıkaracak kadar fedakar, aydınlığa perde çekecek kadar hilekar.

    Gönlün ehilleri sırlıdır. Nebilerin ziyası onların halinden kalinden yansır. ...

    selam ve dua ile Bİ.....

    Nov. 7
    iremhanwrote:
     
    Bu gece başka bakıyor karanlık gözlerime.
    Ağır ağır iniyor zaman yolculuktan yormuş sanki yüreğini.

    Bu gece bir başka ağarıyor saçlarımın solgun renkleri,
    Uysun diye tenimin rengine.


    Alnım secdede buz olmuş
    Vefasızlık bellediklerim ellerimde.
    Ellerim diyorum;
    Titrek mum ışığına mukabil, sorgudan sefil kaçaklıklara gebe.
    Her zerresi örtülse de tenimin saklanmıyor oyunbozanlar,
    Herşey alelade yerlerde.
    Gözlerim telaşlı hayret
    Hayret ki bakamıyorlar titrek ellerime

    Gel diye haber salmıştın rüyalarımda. En sevgilinle şereflendirip garip uykularımı artık gel demiştin. Ay şavkını kıskandıran yüzünü gör de cana gel demiştin. Duyamadım Gelemedim
    Dönemedim…
    Şimdi hangi yusufçuk havalansa göklere,
    Sessiz bir ağıtla ağlar olmuş gözleri.Benim adım kahır olmuş
    Seccademde hüzün izleri.


    Eksik bir şeyleri tamam kılamayan ruhum,
    Kısılmış tenha yanılgıların kumpaslarına.
    Günümün gecemin feri kaçmış, solmuş benzi harcanışlarda.
    Nebinin kimselere benzemez suretini kucaklatıp,
    Gül kokuttun hicranımı.
    Yine yaktın, yine ateşlere attın vefasızlığımı.
    Çığlıklarım usluca sığınmış bu defa geceye,

    Sus olmuş…
    Tufana takılan saçlarım,
    Tutulması imkânsız deli taylar gibi yalnızlığa koşuyor.
    Bir tek senin adın tamam kılıyor her şeyi, ardında bir şey bırakmıyor.

    Bu yalnızlık bitmez diyorlar, biliyorum.
    Yüreğimde koca bir ateş oysa.
    Adın tenimi yakıyor.
    Adın canıma değiyor.
    Şükür kaçkını dillerimi en kor alevlerle dağlasalar,
    Unutup yalancı suretlerle aldattığım yüreğimi,
    Yusuf ‘un karanlıklarına salsalar,
    Kurtulamam İbrahim gibi yangınlardan bilirim.

    Canım eriyor damla damla,
    Tesbihim ağlıyor.
    Ve bir ah içerimi dağlıyor.

    Nov. 6
    iremhanwrote:
    Beraberlik - bir ömür boyu...



    Yaşlı bir bey, sabah erken evinden çıkmış, yolda ilerlerken, bir bisikletlinin çarpmasıyla yere yuvarlanmış ve hafif yaralanmış.

    Sokaktan geçenler yaşlı beyi hemen en yakın sağlık birimine ulaştırmışlar.
    Hemşireler, önce pansuman yapmışlar ve 'biraz beklmesini ve röntgen çekerek her hangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını inceleyeceklerini' söylemişler.
    Yaşlı bey huzursuzlanmış; "acelesi olduğunu, röntgen istemediğini" söylemiş. Hemşireler merakla acelesinin nedenini sormuşlar.
    "Eşim huzur evinde kalıyor. Her sabah birlikte kahvaltı etmeye giderim, gecikmek istemiyorum" demiş.

    "Eşinize haber iletir gecikeceğinizi söyleriz" deyince.

    Yaşlı adam üzgün bir ifade ile "Ne yazık ki karım Alzheimer hastası hiç bir şey anlamıyor, hatta benim kim olduğumu dahi bilmiyor" demiş.
    Hemşireler hayretle "Madem sizin kim olduğunuzu bilmiyor neden hergün
    onunla kahvaltı yapmak için koşuşturuyorsunuz?" diye sormuşlar.

    Adam buruk bir sesle "Ama ben onun kim olduğunu biliyorum" demiş.


    300x235




    Haftanın Sözü

    "Çiçek sulandığı kadar güzeldir,
    Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
    Bebek ağladığı kadar bebektir.
    Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin, bunu da öğren,
    Sevdiğin kadar sevilirsin.....selam ve dua ile abii
    Nov. 3

    Video